Hoş Geldiniz

Hoş geldiniz arkadaşlar. Umarım beğenir ve eğlenirsiniz.

Gül kurusu yaşamlara dair...

Sana gönlümü verdim nazlı güzel.
Seni almazsam gözlerim açık gider.
Bana ellerini ver, Hayat seni sevince güzel.
Yoluna adadım ömrümü ben Gel kaçma güzel.

27 Mart 2008 Perşembe

Yarı insan yarı hayvan!

Bu sabah bilgisayarımı açar açmaz ilginç bir haberle karşılaştım. İlginç diyorum, çünkü bu projenin gerçekleştirlmesiyle insanlığın gidişatını değiştirebilecek bir durum söz konusu olur.
Haber şu:
....

"İnsan genlerini hayvan yumurtalarına yerleştirip embriyolar geliştirecekler. Sonra hücrelerini kullanacaklar ama...
İngiltere işte bu tartışmayla sarsılıyor. "Yarı insan, yarı hayvan, hibrid embriyolar"ın geliştirilmesi için düğmeye basıldı. Gerekli iznin çıkması için tasarı parlamentoya geldi. Parlamenterler oy kullanacak. Hekes vicdanıyla baş başa. Bazıları o kadar karşı ki istifayı bile göze alabileceklerini söylüyor. Ama bilim adamları, bu "yarı insan yarı hayvan embiyoların" hücrelerini kullanarak birçok hastalığa çare bulabileceklerini savunup, tasarının geçmesi için bastırıyor.
İngiltere'de 200'ü aşkın tıbbi kuruluş ve yardım derneği, parlamentonun her bir üyesine gönderdikleri mektuplarla, hükümetin insan ve hayvan DNA'sı kullanarak hibrid embriyo oluşturma planlarını desteklemelerini istedi."

Bu hastalıkların başındada Alzheimer ve Parkinson geliyormuş. Tıb alanında çok güzel bir gelişme olur. Fakat sosyal alanda... Üstelik hayvan olarak mı anılacaklar yoksa insan olarak mı. En önemlisi ise, yüce Yaratan insanları ayrı, hayvanları ayrı yaratmıştır. Din adamlarının bu konudaki görüşlerinin ne olduğunu çok merak ediyorum.

25 Mart 2008 Salı

özlemim özleminin içinde

Sabah sabah gözüm daldı. Hayırdır inşallah dedim ve kendimi toparladım.
Annem olsaydı, “misafir gelecektir.” Derdi hemen.
Annem benim yaa
Acaba misafir mi gelecek.
……
Derken radyoda bir şarkı…
“Şimdi uzaklardasın gönül hicranla doldu
Hiç ayrılamam derken kavuşmak hayal oldu.” Rahmetlide güzel söyler hani. Derinlere daldım. Hayaller sardı beynimi.
Annem çok uzaktasın, ama bir o kadar da yakın. Hem en yakınımdasın, hem ulaşamayacak kadar uzak.
Radyodan gelen ses içine aldı sanki , içim burkuldu bir anda. Özlem ne değişik bir duygu. Anlatmak istesen anlatılmaz. Hoş ben anlayamadım ki, anlatmaya çalışayım.
…..
İşte böyle anne…
İçimde hasret, kulağımda radyodan gelen huzur veren melodiler…
Gözlerimde hayalin, aklımda anılar…
…………..
Durdum. Düşündüm. Dedim ki.
Kendine gel kızım ya bu ne duygusallık böyle. Şurada ne kaldı ki gitmeye.
Özledim be anne. Çok özledim sizi. 
Çok az kaldı geleceğim anne.
En büyük sevgiler size olsun.

19 Mart 2008 Çarşamba

Mezarlıktaki Gizemli Gece

Arkadaşlar bu hikaye gerçetende yaşanmış Okuyunca gözlerime inanamadım. Çok ilginç, sizlerle de paylaşmak istedim.
.......

Bir mühendis olan Necdet Durmaz kendi otomobiliyle yolculuga çikmisti. Çalismakta oldugu firma tarafindan görevlendirilmis ve Istanbul'dan Malatya'ya gidiyordu. Bu ildeki fabrikada bir arizayi acilen gidermesi gerekiyordu.
Ancak yol üzerindeki Kirsehir'in Derebayiri geçerken otomobili bozuldu. Hemen köylülerden yardim istedi. Aksam vakti oldugu için kimse bir sey yapamiyordu.Necdet Durmaz geceyi mecburen orada geçirecek, sabah olunca da yakindaki bir kasabaya otomobili çekilecekti.
Kendisine hemen Köy Misafirhanesi'nde yer verildi. Necdet Durmaz burada bir süre dinlendikten sonra muhtarin yanina gitti. Muhtar misafirlerini en iyi sekilde agirlamak için her türlü ayrintiyi düsünüyor, otomobilini de merak etmemesini sorunu çözeceklerini söylüyordu. Muhtar, Necdet Durmaz o gece köy meydaninda düzenlenecek olan dügüne davet etti.
Mustafa Belli köy meydanina geldiginde , bütün kalabalik oraya toplanis egleniyordu. Davullar zurnalar çaliyor, köy halki halay çekiyordu. Bir süre sonra Necdet Durmaz gürültüden uzaklasmak için kalabaligin arka tarafina yürüdü. Agaçlarin basladigi yerde tek basina duran çok güzel bir kiz gördü. Yanina yaklasti ve onunla tanisti. Bu genç kiz köyde ögretmen olarak çalisiyordu. Istanbul'dan gelmisti.
Birlikte korulugun içinde yürüdüler. Hava oldukça serin oldugu için, Necdet Durmaz genç kiza ceketini verdi. Korulugun bittigi yerde, tepe basliyordu. Genç kiz daha fazla eslik etmemesini, evinin o tepenin ardinda oldugunu söyledi. Orada ayrildilar.
Necdet Durmaz ne o gece , ne de ertesi sabah genç kizi aklindan çikaramadi. Onu tekrar görmek istiyordu. Köy muhtarina gidip, durumu anlatti ve genç kiz hakkinda bir seyler ögrenmek istedi. Ancak o bunlari anlatirken, muhtar saskinlik içinde onu dinliyordu. Çünkü bahsettigi ögretmen geçen kis evinde çikan yanginda ölmüstü.
Muhtar Necdet Durmaz'i ikna edemedi ve birlikte o tepenin ardina hala yikintilari duran eve gittiler. Necdet Durmaz'in bunu anlayabilmesi olanaksizdi. Verdigi tüm bilgiler dogruydu ancak ona, bu genç kadinin artik yasamadigi söyleniyordu.
Muhtar sonunda dayanamayarak Necdet Durmaz'i genç kizin mezarina götürdü. Köy mezarligina girdiklerinde onlari bir sürpriz bekliyordu. Uzakta duran bir mezar tasinin üstünde Necdet Durmaz'in ceketi asili duruyordu.

Necdet.

Baştan Çıkarıcı Fısıltılara Dair Bir Yazı

Hatunca.net yazarlarından İnci hanım yayınlamış bu yazıyı. Hiç bir yerine dokunmadan olduğu gibi sunmak istedim sizlere. Benim çok hoşuma gitti. Sizlerinde beğeneceğinizi umuyorum.
. . .
" Biliyorum böyle yazılar yazmamdan pek hoşlanmıyorsunuz , ama zaman zaman katıldığım toplantılar sonrası notlarımı toparlarken "ne ilginç bir durum yahu.. Allah Allaaaahhh..şunları bizimkilere de anlatayım" diye düşünüyorum.
İşte bu haftasonu da bir eğitimdeydim,bu sefer öğrenci değil asistan olarak katıldım ama sanki söylenenleri "ilk kez" dinliyormuş gibi etkilendim ,hatta bayıldım.O kadar güzel özetlemişti üstat olayı..Çıkışta kendisinden sizlere bahsetmek için izin aldım..Sağolsun beni kırmadı,kendisine tekrar teşekkürlerimi ve saygılarımı sunuyorum..
Efendim,yaşamımızın her an'ı tüm kayıtlarıyla bilinçaltımızda depolanıyormuş. Örneğin siz bilinçli olarak hatırlamasanız bile üçüncü sınıfa başlarken ilk gün evden çıkışınız,annenizin babanızın konuştukları,okul çantanıza koyulan kahvaltılık,annenizin sizinle ne kadar ilgili olduğu , ya da kardeşinizi haklı haksız olmasına bakmaksızın kayırması,sizi ağlatan abinize / ablanıza kızmaması,bunun sizde yarattığı burukluk hepsi ama hepsi kaydediliyormuş..
Akıl , üstüste konmuş ve yaşantımızdaki herbir an'a ait görsel,işitsel ve duygusal deneyimlerin kaydedildiği kasetlerden oluşmuş bir kayıt sistemiymiş..Yani herbirimizin aklı,geçmiş deneyimlerimizden oluşan milyonlarca kasete sahipmiş ( duygusal bellek ) .Sadece hangi an'lar bu kasetlerde yokmuş biliyor musunuz?Dolu dolu tam farkındalıkla yaşanan an"lar geçmişe ait duygusal bağımlılık oluşturmadığından bu kasetlerde yer almazmış,bu anlar zihinde kalırmış ( duyusal bellek )..
Buraya kadar iyi kötü hepimiz biliyoruz değil mi ?? Eeee ne var bunda dediğinizi duyar gibiyim..Az sabredin..Bakın neler olacak ..!
" Ben " olarak dünyaya gelen insan , "akıl" denen duygusal kasetlerle özdeşleştiğinde "ego" oluşurmuş..An'ın sorumluluğunu üstlenmediğimiz için,dış dünyadan gelen haberleri ben'e ulaştırmaktan başka hiçbir görevi olmaması gereken " ego " , bir süre sonra kendini efendi sanmaya başlar ve akıla iletmesi gereken mektupları açıp okumaya,yorumlar yapmaya başlarmış.. Konumuyla,aşkıyla,sevgisiyle,işiyle her ne ile özdeşleşmişse kendisine tehdit olarak algıladığı her durum ve kişiye karşı saldırgan bir tutum sergilermiş..
Egonun tek bir amacı varmış.varlığını korumak.Varlığını koruma yolu da "haklı olmaktan " geçermiş..
Bize kendini " Ben " diye yutturmak için de gurur denen aracı kullanır ,aynı kasetleri tekrar tekrar çalarak "haklılık ve onay "peşinde koşarmış...
Konuyla ilgili olarak aşağıdaki öyküyüanlatarak bitirdi toplantımızı değerli hocamız..
Bir maymunu labirente koyduğunuzda eğer daha önce muzu üçüncü tünelde bulmuşsa önce oraya gider .Bulamayınca birkaç kez daha üçüncü tünele girer çıkar . Sonra diğer tünellere girip çıkarak eninde sonunda muzu bulur..Çünkü amacı muzu bularak mutlu olmaktır..
İnsan ise egosunun yardımıyla üçüncü tünelde muz olduğunu hatırlar..
Bu muz aşk , sevgi,başarı,birliktelik,sağlıklı bir yaşam olabilir.İnsan hemen üçüncü tünele dalar.Muzu bulamayınca çıkar , geri döner tekrar girer..bulamaz çıkar tekrar üçüncü tünele girer..
Muzun "orada bulunması gerektiğinde " ısrarlıdır . "O" haklı olmak zorundadır
..Bir zamanlar orada bulmuştu ya yine orada olmalı !! Ömür boyu üçüncü tünelde koşturur durur muzu bulacağım diye.Aynı hataları tekrar eder durur,her seferinde muzu neden bulamadığı konusundahaklılık ve onaylanmak için mazeretler bulur , birisini suçlar..Çoğu insan muzuna kavuşamadan ömrünü tüketir..
Çünkü "Ben" sandığı "Ego" su , karşılaştığı bu farklı durumda , muzun bir başka koridorda sunulmasını yani ,farklı bir kararı,farklı bir bakış açısını saldırı olarak algılamıştır.Muzun olduğu koridoru bulmak için diğer koridorlara girmek,mutluluk peşinde koşmak yerine aynı kasetleri tekrar tekrar çalarak haklılık ve onay peşinde koşacaktır...
Unutmayın "EGO" HAKLILIKLA BESLENİR" , "BEN" MUTLULUKLA.. Sorun bakalım kendinize ve samimiyetle cevap verin..Sizin için mutluolmak mı önemli haklı olmakmı?
Kendini efendiniz zanneden ve size kendini "Ben " diye yutturarak "haklı çıkmalısın/çevrende ONAYLANMALISIN" diye mutsuzluğunuz için elinden geleni ardına koymayan bir "egonuz " varsa ,kulağınıza fısıldadıklarına hiiiçç aldırmamanız , bu sahtekarın oyunlarını farketmeniz için size de anlatmak istedim dinlediklerimi..
Kısacık hayatınızı haklılık yerine mutluluk peşinde koşarak geçirmeniz için..."
İnci İLHAN
(www.hatunca.net)

Ne Şanslı Bir İnsanı!...

Yorgun çıkmıştım işten, biraz kafam dağılsın diye, artık kıyafet yerine indirim yazılarıyla kaplanmış vitrinlere bakınarak yürümek istedim, kuru keskin birsoğuk yakamı kapattım herkes grip son günlerde dikkat etmeli.
Köşedeki market işi büyütmüş yeni dekorasyon yaptırmış yerleşiyor telaşlı..durakta insanlar bekliyor.. sigara satan adam üşümüş ellerini ovuşturuyor küçük tezgahının başında.. çakmak satan adam yine aynı yerinde, o hep orda yıllardır. bacakları yok..!
Küçük bir tezgahı var çakmaklar, çiklet satıyor hava soğuk o kaldırım taşlarının üzerinde duruyor.. kaç para kazanır ki.. ? bacakları niye yok .? kiminle nasıl gelir oraya her gün..? metroya kadar düşündüm. nasılda kızgındım bitmeyen işlerime, yetmeyen maaşıma. unuttum!
Metro kalabalık her zamanki gibi, şanslıydım oturacak yer buldum. hemen yanıbaşımda üç genç kız nasılda heyecanlılar, sürekli konuşuyorlar, yerlerinde duramıyorlar, belliki yakın arkadaşlar birbirleriyle ilgili detayları bilerek konuşuyorlar. Neşeliler sürekli gülüyorlar bir şeylere..
-ayy..!! geçen gün senden aldığım elbiseyi giydim düğünde nasıl güzel olduanlatamam. diyor heyecanla biri
-ellerin çatlamış. diyor arkadaşına
-ya evet sorma mahvoldu ellerim, eldiven takmayı sevmiyorum ya..
-aaa bende çok güzel bir krem var harika bişey. çıkartıp veriyor hemen..sevinçlesürüyor eline,
-ayy dudaklarımda çatlıyor benim sinir oluyorum yaa..!!
-dur bende bir ürün var şundan sür. diyor diğer arkadaşı, hemen alıyor onuda sürüyor, gülüyor bir taraftan..
-ayyy! Ben ne şanslı bir insanım yaaaa.!!
Yeni nesil gençkızların geliştirdiği bu konuşma tarzına bir türlü alışamasam da,öyle içten öyle bir ifadeyle söylüyor ki, ses tonu, vurgusu.. sarılıyorlar.İçimi ısıtıyor bu sahne, yüzümde bir tebessüm bende mutluyum..nedense.!!ne güzel bir cümledir bu böyle ve ne kadar az insanın ne kadar az kullandığı.
Şanslı olduğunu hissetmek ve hissettirmek . Sevmek, sevilmek.,
Bacakları olmayan çakmak satan adamda şanslı olduğunu düşünüyor mudur..?
Ben şanslı mıyım..?
Şans aslında biz miyiz..
Hayat bir milli piyango çekilişi gibi yaşanırmı, şansın varsa iyisin şansızsan yandın.
Gülümsüyorum.!!
Şanslıyım dedirttiren hayatımdaki herşeyi düşünürken gülümsüyorum.
Gülümseyebildiğime göre.
Ne şanslı bir insanım..!!
Safiye Ünlü

Aklınızı Güçlendirmek için 11 ipucu

Unutkanlıktan kurtulmak sizin elinizde. İşte belleğinizi güçlendirmenin yolları...
Unutkanlık herkesin en büyük düşmanlarından biri. Aklımızı daha iyi kullanmak ve unutkanlığı azaltmak elimizde. Nasıl mı? Sağlık
Unutkanlık sorunu, yaşlanan insanın en önemli korkularındandır. Özellikle 50'li yaşlar sonrasında ufak tefek unutkanlıklar ile ciddi bellek sorunları birbirine karıştırılır.
Orta yaşlıların nerdeyse yarısı kendilerinde bir bellek kaybı sorununun başladığını zanneder. Hemen belirtelim! Bunların çoğu küçük ve hoş unutkanlıklardır. Hayatı tatlandıran ve keyif katanlar biraz da bu nükteli olaylardır!
Belleği güçlü tutmanın pek çok püf noktası, uyulması gereken çok sayıda kuralı var. Harvard Tıp Okulu öğretim üyesi Dr. Aoron P. Nelson zinde bir beyne sahip olmanın temel kurallarını şöyle sıralıyor:
- Hipertansiyonu ve kolesterol yüksekliği sorununu önleyin ya da kontrol altına alın. Kalbiniz için kötü olanın beyniniz için de kötü olduğunu unutmayın.
- Alkolü azaltın. Erkeklerin iki, kadınların bir ölçüden (bir ölçü içkiyi ‘bir bardak şarap' olarak kabul edebilirsiniz) daha fazla alkol kullanması beyin hücrelerini tahrip etmektedir.
- İyi ve kaliteli uyku uyuyun. İyi bir uyku için ortalama 8 saat gerekir. Kaliteli uyku beynin yeni öğrenilenleri pekiştirmesini sağlar. Öğrenilmiş bilgilerin pekiştirilmesinin uzun süreli belleğin en önemli desteği olduğu biliniyor.
- Stresinizi iyi yönetin. Ölçülü ve kontrollü stres dikkati yoğunlaştırmakta, odaklanmayı arttırmaktadır. Kontrolsüz, uzun süreli ve aşırı stres ise dikkati sürdürme kapasitesini yok etmekte, unutkanlığı tetiklemekte, kortizol hormonunu yükselterek beynin bellek için önemli bölümlerinde hasar geliştirmektedir.
- Yeni şeyler öğrenmeye devam edin. Her yeni bilgi ve beceri birer bellek egzersizidir. Yeni sporlar, hobiler, araştırma alanları, heyecanlı ve zevkli problemler, ezberlenen yeni şiirler ve yeni diller beyniniz için en güçlü vitaminlerdir.
- Tembelliği bırakın. Zihinsel faaliyetlerinizi sınırlamayın. Özellikle televizyon seyretmek gibi pasif faaliyetleri azaltın. Televizyon karşısında geçirdiğiniz saatler sadece bedensel değil, ruhsal sağlığınızı da kötü yönde etkiler.
- Her gün egzersiz yapın. Günde 30-45 dakika, haftada en az 4 gün yürümeye, iş saatlerinde daha çok aktif olmaya, kısa mesafelerde taşıt kullanmamaya çalışın. Özellikle yürümenin beyin sağlığı ve yeniden yapılanma sürecini olumlu yönde etkilediğini gösteren çok sayıda kanıt var. Beynin yeni yetenekler kazanabilmesi beyin hücreleri arasında güçlü ve yoğun yeni bağlantılar oluşturabilmesinin başlıca desteklerinden biri de düzenli ve ılımlı egzersizlerdir. Bizim önerimiz fırsat buldukça yürümenizdir.
- Kullandığınız ilaçları yeniden gözden geçirin. Özellikle beyni etkileyen ilaçları doktor önerisi olmadan kullanmayın. Depresyon giderici, uyku verici, ruhsal gevşetici ilaçlara komşu, eş dost tavsiyeleri ile başlamayın.
- Reçetesiz satılan ilaçları rastgele yutmayın. Doğal ya da zararsız diye kullanabileceğiniz bitkisel ürünlerin (valerianlar), besin desteklerinin (melatonin) ve diğerlerinin (hüperzin, Sam'e) beyin hücrelerinizi üzebileceğini, zihinsel fonksiyonları bozabileceğini unutmayın. Antihistamik- antialerjik ilaçları özellikle alüminyum içeren antiasitleri ve uyku kolaylaştırıcıları doktorunuzla konuşmadan uzun süre kullanmayın.
- Vitaminlerden yararlanın. E ve C vitamini gibi antioksidan vitaminlerin, selenyum gibi serbest radikal avcısı minerallerin hücreleri oksitlenmekten koruyan güçlerinden faydalanabilirsiniz. Yeteri kadar B vitamini, özellikle B12 vitamini aldığınızdan emin olun. Dengeli bir beslenmenin de yaşlılıkta vitamin eksikliğine yol açabileceğini hatırlayın.
- Hayata bağlı kalın. Hayatınıza önem katan bağları iyice sıkılaştırın. Huzurunuzu koruma ve güçlendirmeye bakın. Aileniz, dostlarınız, işiniz, hemşerilik ve vatandaşlık bağlarınıza, inançlarınıza daha sıkı sarılın. İnsanlarla daha sık birlikte olmaya, aileniz ve arkadaşlarınızla olumlu ilişkiler kurmaya ve sosyal aktivitenizi çoğaltmaya çalışın. İyi sosyal ilişkileri olan yaşlılarda bellek fonksiyonları bozulmuyor. Sosyal ilişkiler bir taraftan zihinsel egzersizleri yoğunlaştırıyor, diğer taraftan çeşitli olayların ruhsal travmalarını hafifletmeye yardımcı oluyor

Çanakkale Geçildi mi?

Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer, O ne müthiş tipidir, savrulur enkaz-ı beşer Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak. Kafa göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak...' Gerisini okumaya gerek yok sanırım. Türk tarihinin en önemli savaşlarından birinin, hatta belki en önemlisinin bir şair kalbindeki yansımaları bunlar.
...
Her yıl 18 Mart yaklaştığında yayın organlarında çıplak ayaklı, yırtık giysileriyle iki çocuk askerin resimleri yayınlanır. Altında da genellikle şöyle bir cümle olur: "Cumhuriyeti biz böyle kurduk." Bazı resimlerde de aynı türden yoksul halkın askere mermi taşıyan kağnılar başındaki pejmürde halleri, kadınların ve çocukların trajediyi andıran görüntülerini görürsünüz. Vatanseverliğin bu siyah beyaz fotoğrafları, o insanların siyah beyaz kaderleri misali ne yazık ki amacının dışında kullanılmaya başlandı. Bazı sergilerde, afişlerde, pankartlarda sloganlara dönüştürüldü. İşin hazin tarafı, bütün bunları hazırlayanlardan çoğu, maalesef Çanakkale'den düşmana geçit vermeyen o asil ruhun hatırlatılmasına karşı çıkmaktadır. Mesela Çanakkale'de şehitliklerin mahşer kalabalıkları gibi ziyaretçi bulmasından rahatsız olurlar. Şehitlerin ruhuna Fatiha okuyan insan manzaraları onları rahatsız eder nedense. Çünkü altına sloganlar yazdıkları resimlerden hiçbiri onların dedelerine ait değildir. Ankara'da Cumhuriyet'i kuranlar ile Çanakkale'de, Sakarya'da, Arabistan'da, Galiçya'da Cumhuriyet'in kurulması için can verenler arasında bir statü farkı, bir er-zabit rütbesi, bir seçkin-köylü ayrımı vardır. Cumhuriyet kurulduktan sonra bunlardan birileri yöneten, diğerleri yönetilen rollerine geri döndüler. Garip olanı, şimdi o resimlerden pankartlar üretenler, aynı pankartları o resimlerin asıl sahiplerine karşı açmaktalar. Resimlerin sahiplerine gelince; onlar tarihin hiçbir döneminde vatan uğruna can vermenin adını anmadılar, can vermekle yetindiler."

İskender Pala

14 Mart 2008 Cuma

Gül ve Bülbül

Çok eski zamanlarda birgün bir delikanli varmis...Bu delikanli çok zengin bir ailenin kizina asik olmus.Ama kiz delikanli fakir diye ona yüz vermiyormus. Genç bir yilbasi gecesi bütün cesaretini toplamis ve kizi yilbasi gecesi balosuna davet etmek için evine gitmis. Kapiyi genç kiz acmis.Kiza kendisini yilbasi gecesi balosuna davetetmeye geldigini, birlikte dans etmek istedigini söylemis.Kiz kabuletmis ama bir sarti varmis. Ondan balo için diktirdig elbisesinin yakasina takmak için kirmizi bir gül istemis.Delikanli sevinerek oradanayrilmis.Hemen kizin istedigi kirmizi gülü aramaya baslamis. Ama mevsimlerden kis oldugunu ve bu mevsimde bir gül bulamayacagini hic düsünememis.Bütün çiçekçileri dolasmis ama herkes ona kis mevsiminde gül ariyor diye deli gözüyle bakiyorlarmis.Genç çok üzgün bir sekilde evinin yolunu tutmus.Evine girerken bahçede henüz açmamis bir gül dali görmüs ama üzerinde sadece dikenler varmis.Gözlerinden bir damla yas süzülmüs.O sirada delikanlinin bahçesine bir bülbül gelmis.Delikanlinin agladigini gören bülbül buna çok üzülmüs. Sabaha kadar gül dalinin basinda bildigi en guzel sarkilari söylemis bülbül. Bülbülün güzel sesinden etkilenen gul dal? sabaha dogru beyaz bir gül açmis. Oysa ki genç kirmizi bir istiyormus.Beyaz bir gülün açtigini gören bülbül gögsünü dikenlerden birine batirarak kaninin akmasini saglamis.Bülbülün gögsünden akan kanla beyaz gül kirmizi güle dönüsmüs. Sabah bahçesinde kirmizi bir gül açtigini gören genç gülü alarak kizin evine gitmis. Kapiyi yine kiz açmis.Kizin yeni elbisesinin yakasina altindan yapilmis bir gül taktigini görmüs.Kiza istedigi kirmizi gülü getirdigini,baloya birlikte gidip dans edeceklerini hatirlatmis. Oysa ki genç kiz baloya kuyumcu bir gençle gidecegini yakasina da altindan yapilmis bir gül taktigin söylemis ve kapiyi kapatmis.Delikanli çok üzgün bir sekilde oradan ayrılmıis. özlerinden durmak bilmeyen yaslar süzülüyormu?.Caddeden karsiya geçerken elindeki kirmizi gül yere düsmüs.Çamurlu ve karli yolda arabalarin altinda ezilen gül kaybolup gitmis.Genç üzgün sekilde evine dönerken bahçesinde gül dalinin yaninda yerde yatan bir sey görmüs.Hemen yanina gitmis.Yerde gördügü bir hiç ugruna caninveren fedakar bülbülmüs.........!

Bir Aşk Hikayesi

Geceleri balkonda ışığın etrafını alan pervane böceklerini fark etmiş miydik hiç?
Ya onların aşk uğruna yaşadıklarını bilir miyiz? Yani pervanenin mum ışığıyla yaşadığı aşkın hikayesini…
Aşk bir farkına varış, bir idrak seviyesidir… 'Aşk odu önce ma'şuka, andan âşıka düşer.' derler, malum. Yani aşk ateşi önce sevilene ondan sonra sevene düşer. Önce sevilende bir ateş yanmalı ki pervane onun etrafında dönsün, pervane o ateşi görsün, sonra aşkının farkına varsın… Pervane aşkını ispat edebilmek için gördüğü anda ışığı, etrafında dönmeye başlar. Bir cezbedir bu. Bu cezbenin gittikçe daralan bir çemberi vardır. Işığın etrafında döner, döndükçe biraz daha yakından dönmek ister. Işığı gördüğü anda aşkı ilmel yakin olarak tanıyan pervane, onu aynel yakin bilmek istediği için gittikçe mumun etrafındaki çemberi daraltıyor. Çember daraldıkça pervanenin aşkı artıyor, şevki artıyor, coşkusu artıyor. Coşkusu arttıkça da cesareti artıyor. Aşk cesaret işidir, neticede. Ve pervane cesaretle kanadını şöyle bir değdirir ateşe. İlk lezzettir işte o acı. Acı verir, yakar içini. Ama ona verdiği acı o kadar hoşuna gider ki, daha fazla dönmeye başlar. Acı ve lezzet… Birbirine zıt bu iki duygunun bir arada olması nasıl mümkün… İşte bu noktada, azabın ve acının lezzet olmasındaki sırrı yakalamak gerek.
Azap kelimesi azp kelimesinden türüyor. Azp lezzet demek. Azabın ne olduğunu buna göre ölçün ve düşünün. İşte kanadının ucunu bir defa yaktığı zaman pervane ilk azabı duyar; fakat öyle bir lezzettir ki o azap… Bu azap ve ondan alınan lezzet, insanı yavaş yavaş nefsinden sıyırıp vuslatı mümkün kılar. Bu sefer daha büyük bir cesaretle kendini ateşe atarcasına gider ışığı kucaklar.
Ve burada ateş pervaneyi yakar kavurur. Bir buğday tanesi gibi toparlayıp yere düşürür. Artık pervane 'hakkal yakin' biliyordur vuslatı. Bu fenadır. Bu canını verdiği noktadır. Mumun bundan haberi bile yoktur belki. Olmasına da gerek yoktur. Bu pervanenin aşkıdır çünkü. Aşkı uğruna can veren pervanenin aşkı. Ama öbür taraftan mum da yanar. Onun aşkı da, acısı da kendincedir. Önce can ipliğine bir ateş düşer ve yanmaya başlar mum… Sonra içindeki o yangını söndürmek için gözyaşı döker. Ateşi su söndürür çünkü. Ama mumun gözyaşları onun ateşine daha da bir güç verir, elemi arttıkça artar. Ve erir can ipi, sevgilinin yolunda yok olana dek…

Aşk ve Ay

Ne aşkı nede onun verdiği huzur ve acıyı hiç bir cümlede birleştirip kimseye bu böyle olursa aşk olur diyemeyiz.Aşk hayatın bize bağışladıgı tatlı bir süprizdir,imkansız aşk ise o süprizin hafta sonu eki gibidir, okudukça bayar baydıkçada daha çok okunur.
Yine her zamanki gecelerden biriydi.Gün sona ermiş güneş batmış ve karanlık geceyi perdelediği sırada her gece olduğu gibi Ay gökyüzünün en derin köşesine doğru yükseldi.Pırıl pırıl tertemiz ve etrafına ışık saçarak binlerce yıldızın arasından geçerek gökyüzünü fethedercesine karanlığı yardı.Her gece olduğu gibi
Ay yine yıldızların serenatı eşliğinde gökyüzünü sonsuz bir ışığa bürüyordu.Yıldızlar dans edercesine parlak görüntüleriyle adeta baş döndürüyordu.Ay öyle bir konumdaydı ki etrafında binlerce yıldız vardı.Gökyüzünün hakimi gibi duruyordu,adeta bir kral gibiydi soylu ve asil,yıldızlar ve gece onun bu asaleti karşısında boyun eğercesine hareket ediyorlardı.Gökyüzünün hakimi olan Ay etrafındaki binlerce yıldız tarafında sanki perdeleniyordu.Görkemi ile göz kamaştırıyor ve yıldızları kendine hayran bırakıyordu hepsi Ay’ın yanına yaklaşmak için var güçleriyle parıldamaya çalışıyorlardı.Gökyüzünde dans etmeye dewam ediyorlardı.Ama Ay’ın hiç birinde gözü yoktu o sadece gökyüzünü aydınlatmaya çalışıyordu.Ama o esnada bir ışık düzmeci binlerce yıldız içerisinde Ay’ın dikkatini çekti.Öyle güzeldi ole ihtişamlıydı ki binlerce yıldıza değişilmezdi.Ay’a doğru yaklaştı ve yanına geldi.Artık sadece o yıldız ve gökyüzü vardı.Sadece sanki dünyanın uydusu değilde sadece o yıldız için varolmak istiyordu sadece onun için dönmek ve gecenin karanlığına bürünmüş gökyüzünü bir anda aydınlatarak yüzlerce yıldızın kaybolmasını ve gökyüzünde bir tek onların kalmasını istiyordu.Ama yıldız ise göklerin hakimini görmezlikden geldi.Ay’ın türlü hareketlerine karşılık bile vermedi.Bu bir süre böyle gitti ay farkındaydı artık gün ağırmaktaydı ve gece son bulucaktı kafasını çevirdi ve yıldıza baktı bırakıp gitmesini istemiyordu yıldızın onu.Ama gün ağırıyordu.Belkide Ay’ın yüz binlerce yıl sonra ilk kez gündüz olmasın diye haykırışı vuruyordu gökyüzüne bir dakika daha onu seyretmek için güneşe yalvara bilir belkide bütün gecelerinden vazgeçebilirdi.Ancak güneş doğdu bütün acımasızlığıyla ve yıldız gözden kayboldu Ay yıkılmıştı.Bütün ışıltısı bitmiş adeta sönmüştü.Ve Ay o geceden sonra her gökyüzünü aydınlatmaya cıktığında o yıldızı bekler, gözleri o yıldızı arardı ama gelmicekti belki kaymıştı belkide güneşe katılmıştı ama bir daha gelmicekti.Evet o yıldız belki gelmicekti ama Ay’ında vazgeçmeye niyeti yoktu nasılsa kıyamete kadar geceler onundu elbet bir gün döner umuduyla her gece onu bekler ve her gece eğer olurda dönerse ve Ay’ı göremezse korkusuyla olağınca gücüyle parıldardı.İşte gerçek aşk budur ve yine gerçek imkansız aşk buna denir…
Bence imkansız aşk budur ben bundan başka aşkı imkansız saymam!!!
Her gündüzün bir gecesi her geceninde bir sabahı vardır… Umutlar asla tükenmez günün ilk ışıklarına kadar ve her yeni doğan gün bizlere yeni umutlar aşılar.Şimdi bu yazdım hikayeyi okuyanlara soruyorum;kalbinizdeki ve aklınızdaki yıldızı beklermisiniz? ta ki rüyalarınızın kıyameti kopana kadar…

12 Mart 2008 Çarşamba

Kullanım Talimatları

Bunlar çeşitli ürünlerin üzerindeki kullanma talimatlarından alınıp cümleler ve espri olsun diye değil, ciddi ciddi yazılmış...

* Sac kurutma makinesinin üzerindeki talimat: "Uyurken kullanmayın"..
* Kızarmış patates torbasının üzerinde: "Kazanan siz olabilirsiniz.. Üstelik, satın almanız da şart değil.. Ayrıntılı bilgi torbanın içinde"..
* Dial sabunlarının kutusunda: "Kullanım sekli: Normal sabun gibi"..
* Donmuş yemek kutusunda: "Öneri: Buzunu çözün...
* Otellerde verilen duş başlığının kutusunda "içine bir tek bas sigar."
* Hazır Tramisu tatlısının kutusunda: "Alt üst etmeyin.." (uyarı kutunun dibinde, tatlının altında yazılı)
* Marks & Spencer'e ait bir puding kutusunda: "Ateşin üzerine koyarsanız ısınır."
* Bir uyku ilacının üzerinde.. "Uyuklamaya sebep olabilir."
* Roventa ütü kutusunda: "Giysilerinizi üzerinizde ütülemeyin"..
* İngiltere'nin unlu eczane zinciri Boots'un çocuklar için hazırladığı öksürük şurubu kutusunda: "içince Araba kullanmayın"..
* Çin mali Noel ağacı ışıklı süslemelerinde: "Sadece içeride ve dışarıda kullanılabilir"..
* Japon mali mutfak robotunun üzerinde:"Başka amaçla kullanılmaz."
* Fındık paketinin üzerinde: "Dikkat: içinde fındık var."
* American Airlines Şirketi'ne ait fıstık paketinin üzerinde: "Talimat: Paketi açın, fıstıkları yiyin.."
* Bir elektrikli testerenin üzerinde: "çalışırken elinizle durdurmaya teşebbüs etmeyin."Altı nokta körler derneği, üstü virgül sağırlar derneği

11 Mart 2008 Salı

Böyle mektup görülmedi.

Hello! Can friendim.
My Şuayip. How are you friendim. çoluk children how besttir inşallah. My a Question sorarsan bestim Allah'a şükür. Worl işte yuvarlanıp goingim. My mother what yaping. keyfi beautifulder inşallah. Epeydir my motherla no speaking. Eğer my mothera see çok selam song. La friendim my father what yaping? Gine cooffianeye goingmi? He friendsleriyle coffianede okey and batak playingmi? He ya song sakın yenilmesin. My schoolda baya beautiful going işte schoolun başından beri english lesson soing. Englishi söktüm. I'm English şakır şakır. Youra söz verdiğim gibi. Mailime son verirken yourun gözlerinden kıss. Youru çok özledim. Hele bi swim olsun my comeing inşallah.

10 Mart 2008 Pazartesi

Açıköğretim Ders Notları ----------- Sermaye Piyasası ve Finansal Kuruluşlar

Açıköğretim öğrencisi olan arkadaşlara yardımcı olabileceğini düşündüm. Kendi ders notlarımı burada yayınlamaya karar verdim. Umarım bir nebzede olsa yardımı olur.

FİNANSAL SİSTEM VE FİNANSAL PİYASALARIN ROLÜ
Çeşitli nedenlerle fon ihtiyacı olan kişi ve kurumlarla, elinde değerlendirmek istediği fon fazlası bulunan kişi ve kurumları bir araya getirerek fon akışını sağlayan yerlere finansal piyasalar denir.
Piyasa kavramının üç temel unsuru vardır: alıcı, satıcı ve alım satıma konu olan şeyler.
Piyasalar alım satıma konu olan şeyin niteliğine göre reel piyasalar ve mali (finansal) piyasalar olarak ikiye ayrılır.
Bir ekonomide ; finansal sistem
•Fon akımını sağlayan araç ve gereçler
•Fon talep edenler
•Fon arz edenler
•Piyasanın işleyişini düzenleyen hukuki ve idari kurallar
•Bunlar arasındaki fon akışlarını düzenleyen kurumlar.
FİNANSAL PİYASA TÜRLERİ
Fonların arz ve talep süresine göre;
-Para piyasaları: Finansal piyasalar içinde kısa vadeli fon arz ve talebinin karşılaştığı piyasalardır.
-Sermaye piyasaları: Finansal piyasalar içinde uzun vadeli fon arz ve talebinin karşılaştığı piyasalardır.
Piyasanın örgütlenme biçimine göre;
-Örgütlenmiş piyasalar: Finansal varlık alım satımının belirli bir mekanda yapıldığı piyasalardır.
-Örgütlenmemiş piyasalar: Finansal varlık alım satımının yapıldığı belirli bir mekan olmaması durumunda oluşan piyasalardır.
SERMAYE PİYASASI TÜRLERİPiyasada işlem gören finansal varlığın işlem durumuna göre;
-Birincil piyasalar: Kurumların fon sağlamak amacıyla menkul kıymetlerini ilk kez ihraç ettikleri piyasalardır.
-İkincil piyasalar: Daha önce alım satıma konu olmuş (birincil piyasada ihraç edilmiş) menkul kıymetlerin tekrar işlem gördüğü piyasalardır. İkincil piyasaların en önemli kurumları menkul kıymet borsalarıdır.
-Üçüncül piyasalar: Borsaya kote edilmiş (kayıtlı) menkul kıymetlerin borsa dışında alınıp satılmasıyla oluşan piyasalardır.
-Dördüncül piyasalar: Menkul kıymetlerin aracısız alınıp satılmasıyla oluşan piyasalardır. Fiyat doğrudan pazarlıkla oluşur ve alım satım maliyeti daha düşük olmaktadır.

•Piyasanın örgütlenme biçimine göre:
** Organize sermaye piyasaları: Belirli bir mekanın olduğu, belirli kuralları dahilin de finansal varlıkların el değiştirdiği piyasalardır.
** Organize olmamış sermaye piyasaları: Menkul kıymetlerin alım ve satımında belirli bir mekanın, belirli kurallar ve düzenlemelerin olmadığı piyasalardır.
•Piyasanın yöresel olup olmamasına göre:
** Ulusal piyasalar: Finansal varlıkların alım ve satımının belirli bir bölgeyle sınırlı olmaması, tüm ülkeyi kapsaması durumunda ulusal piyasalar söz konusudur.
** Yöresel piyasalar: Sadece belirli bir yöreye ait menkul kıymetlerin alım ve satımının yapıldığı piyasalardır.
** Uluslar arası piyasalar: Başka ülkelerde çıkarılmış menkul kıymetlerin alım ve satımının yapıldığı piyasalardır.
•Piyasada işlem gören finansal varlıkların türüne göre:
** Hisse senedi piyasaları
** Devlet tahvilleri piyasaları
** Özel sektör tahvilleri piyasaları
** Türev finansal varlık piyasaları
SERMAYE PİYASALARININ GELİŞİMİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER
Bir ekonomide sermaye piyasasının gelişebilmesi aşağıdaki koşulların varlığına bağlıdır:
-Ekonomide tasarruf düzeyinin yükselmesi
-Özel ya da kamu işletmelerinin uzun süreli fonlara ihtiyaçlarının olması
-Menkul değer yatırımları için uygun ortamın olması
-Çok sayıda halka açık anonim ortaklık olması
-Sermaye piyasasında aracılık yapacak aracı kurumların gelişmiş olması
-Halka açıklanacak bilgileri izleyecek, onaylayacak, yatırım analizleri yapabilecek kişi ve kurumların olması
-Sermaye piyasasının güven, açıklık ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak yasal düzenlemelerin olması
Bir ekonomide sermaye piyasasının etkinliği ise şu koşulların sağlanmasına bağlı olarak artacaktır:
** Riski yüksek menkul değerlerin getirileri yüksek; riski düşük menkul değerlerin getirileri düşük olmalıdır.
** Piyasada bilgi akışı hızlı ve kesintisiz; bilgiye kısa sürede ve düşük maliyetle ulaşım mümkün olmalıdır.
** Piyasada işlem maliyetleri düşük olmalıdır.
**Piyasada yatırımcılar rasyonel hareket etmelidir.
FİNANSAL VARLIKLAR
Finansal piyasalara fon sunanlar, diğer kişi ve kurumlara sundukları bu fonlar karşılığında bu kişi ve kurumlardan haklarını temsil eden bir belge almaktadırlar. Bu belgelere menkul kıymet ya da Finansal varlık adı verilir.
Finansal varlıkların başlıca şunlardır:
-Paraya çevrilebilirlik: Para gibi değişim aracı olarak kullanılabilme ve gerektiğince kolayca paraya dönüşebilme özelliğidir.
-Geriye dönülebilirlik: Finansal varlığın alındıktan sonra tekrar satılabilme özelliğidir.
-Bölünebilirlik: Finansal varlığın en az hangi miktarda paraya dönüştürülebileceğini gösterir.
-Getiri: Finansal varlığın belirli bir zaman diliminde belirli bir miktarda nakit girişi sağlamasıyla ilgilidir.
-Vade: Finansal varlıklar belirli bir vade ile çıkarılırlar. Finansal varlığın vadesi, o varlığın çıkarıldığı tarih ile son ödemenin yapılacağı ya da yatırımcının o finansal varlığın paraya dönüşmesini, isteyeceği tarih arasındaki süredir.
-Likitide: Finansal varlığın kısa sürede ve düşük maliyetle paraya dönüştürülebilme özelliğidir.
-Riskin tahmin edilebilirliği: Bir finansal varlığın değeri, o finansal varlığın riskine bağlı olarak belirlenir. Dolayısıyla finansal varlıkların riskliliği tahmin edilebilir olmalıdır.
FİNANSAL KURUMLAR
Finansal piyasalarda fonların arz edenlerden talep edenlere akışı genellikle finansal piyasalarda faaliyet gösteren aracılar vasıtasıyla olur. Bazı aracı kurumlar sadece para ya da sermaye piyasasında, bazı aracı kurumlarda her iki piyasada faaliyet gösterir.
Ticaret bankaları, Merkez bankaları, Sigorta şirketleri, Emeklilik ve yardımlaşma sandıkları, Kalkınma bankaları ve yatırım şirketleri hemen bütün ülkelerde aracılık işlevini yerine getiren kurumlar olarak karşımıza çıkmaktadır.
TÜRKİYE’DE SERMAYE PİYASASI
**1980’li yılların başındaki ekonomik gelişmeler ve krizlerin etkisiyle SPK 1980 yılı temmuz ayında yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
** 6 ekim 1984 tarihinde menkul kıymetler borsalarının kuruluş ve çalışma esasları hakkında yönetmelik,
**18 aralık 1985’te ise İstanbul menkul kıymetler borsası yönetmeliği çıkarılmıştır. 26 aralık 1985’te de borsa faaliyete geçmiştir.
**24 ocak 1980 tarihinde yürürlüğe konan istikrar programı ile mali piyasaların serbestleşmesine yönelik çok sayıda yapısal değişiklikler gerçekleştirilmiştir.
FAİZ ORANLARI
Sermayenin üretimden aldığı paya faiz denir. Genel olarak faiz, nakdi sermayenin belirli bir süre için kullanımı karşılığı olarak sermaye sahibine ödenen bedel olarak tanımlanır.
FAİZ;
** üretim faktörü olan sermayenin bedelidir.
** makro dengeyi sağlayan önemli bir faktördür.
** para talebini etkileyen önemli bir faktördür.
** bir maliyet unsurudur.
PARA PİYASASI FONKSİYONLARI VE RİSKİ
Kısa vadeli yani 1 yıldan kısa bir süre için para arz ve talebinin karşılaştığı piyasa para piyasasıdır. Para piyasasının en öne çıkan kurumları ticari bankalardır.
Bankaların temel gelir kaynağı tasarruf mevduatına verdikleri faiz ile kullandırdıkları kredilerden elde ettikleri faiz gelirleri arasındaki farktır.
Kredi riski, verilen kredinin geri ödenmeme riskidir.
Yasal risk, yasa koyucuların kanun ve kurallarda yapacakları değişiklikler nedeniyle banka gelirlerinin değişmesi olasılığını ifade etmektedir.
Faiz oranı riski, bankaların tasarruflara ödediği faiz oranı ile uzun vadeli olarak yaptıkları yatırımlar veya verdikleri kredilerden elde ettikleri faiz gelirleri arasındaki farkın değişmesinden kaynaklanmaktadır.
Bankaların karşılaştıkları bir başka risk türü ise likidite riskidir. Likidite riski, bankanın kısa vadede fon gereksinimini karşılayamaması durumunda ortaya çıkan risktir.
BANKA HİZMETLERİ
Ticari bankalar finansal sistem içinde şu temel hizmetleri verirler:
Bireysel bankacılık; Bireylere verilen krediler, kredi kartı ve yatırım hizmetleri gibi hizmetleri kapsar.
Kurumsal bankacılık; Finansal ve finansal olmayan işletmeler ile hükümetin bazı kumları ile yapılan işlemleri kapsar.
Global bankacılık ; İşletme finansmanı, sermaye piyasası ve yabancı para araçlarını ve hizmetlerini kapsayan çok geniş faaliyet alanını kapsar.
BANKA FON KAYNAKLARI
Bankaların 3 fon kaynağı vardır;
-Mevduatlar
-Mevduat dışı borçlanma
-Dağıtılmayan karlar ve ihraç edilen hisse senetleri
PARA PİYASASI ARAÇLARI
•Ticari Kredi: Bu kredilere satıcı kredileri de denir. İşletmeler genellikle satın aldıkları malın bedelini satıcı işletmelere hemen ödemezler. Böylece alıcı malı alıp bedelini ödemediğinden kısa vadeli bir finansman sağlamış olur. Bu şekilde sağlanan krediler ticari kredi olarak adlandırılır.
•Ticari Banka Kredileri: İşletmelerin ticari krediden sonra ikinci önemli kısa vadeli fon kaynağıdır.
Bankaların işletmelere açtıkları kısa vadeli krediler:
Avans kredisi (spot kredi): Genellik mal veya başka bir kıymet karşılığı olarak bir defada verilen ve bir defada ödenen kredidir.
Alacak senetleri iskontosu: Bu kredide işletmeler alacak senetlerini bankaya verirler, senetlerin net bugünkü değerinden bankanın ücret ve komisyonları düşüldükten sonra kalan miktar nakit olarak işletmeye ödenir.
Kefalet karşılığı kredi: Genellikle küçük işletmelerin kullandığı ve kefalet karşılığı verilen kredilerdir.
Cari hesap kredisi (rotatif kredi) : Ticari kredinin bir türü olan açık hesap’a benzer. Burada banka işletmeye belirli bir limite kadar kredi açar ve işletme de ihtiyacı oranında kredi kullanır. Belirli bir dönem sonunda banka işletmeden faiz ve anapara ödemesini tahsil eder. Ülkemizde cari hesap kredi faizleri Nisan, Haziran, Eylül ve Aralık sonunda ödenir.
Açık kredi : Müşterinin kredi değerliliğine bağlı olarak herhangi bir güvence alınmadan imza karşılığı açılan kredidir.
Akreditif kredisi: Bankanın ithalatçıya, mal bedelini akreditif açılırken değil ihracatçıya mal bedelinin transfer edildiği gün talep etmek suretiyle açtığı kredi akreditif kredisidir. Bu kredide bankalar teminat talep ederler.
Teminat ve kefalet mektupları: Bankaların, müşterilerinin yükümlülüklerini veya borçlarını zamanında ödeyeceklerine dair üçüncü kişilere taahhütte bulunması ile kullandırdıkları kredidir. Bu kredi türlerinde bankadan işletmeye herhangi bir nakit çıkışı olmaz.

•Finansman Bonolar: Genellikle büyük şirketlerin, kısa vadeli fon gereksinimlerini karşılamak üzere ihraç ettikleri kısa vadeli ve teminatsız borç senetleridir.
•Factoring: İşletmenin alacak haklarının factor adı verilen şirketlere satılmasıyla fon sağladıkları finansman yöntemidir.
Factoring türleri şu şekilde sıralanabilir:
-Full servis rücu edilemez factoring: İşletmelerle factor arasında düzenli ve sürekli bir anlaşma niteliğindedir. Burada işletme vadeli satış yaptığında alacaklarını hemen factora satmaktadır.
-Full servis rücu edilebilir factoring: Burada Full servis rücu edilemez factoringden farklı olarak alacağın ödenmemesi durumunda factor alacağın tahsili için işletmeye rücu edebilir.
-Açıklanmamış factoring: Burada işletme ayrı bir pazarlama şirketi kurar ve faturaları bu şirket adına düzenler. Yeni kurulan şirket factor olur ve anlaşma ile pazarlama şirketi işletmenin tüm alacaklarını satın alacağını, işletme de faturaları bu şirket adına düzenleyeceğini taahhüt eder.
-İhracat factoring: Factor ihracatçı işletmenin alacaklarının %70-80’ini finanse eder.
•Repo ve Ters Repo: Repo menkul kıymetlerin geri alma taahhüdü ile satımı, ters repo ise menkul kıymetlerin geri satma taahhüdü ile alımıdır. İşlem, geri satın alma güvencesiyle menkul kıymet satarak fon yaratan yönünden repo, karşı taraf yönünden ters repo olarak adlandırılır.
•Menkulleştirme: Menkulleştirme, gelecekte nakit akışı doğuracak alacaklar, bireysel krediler ve benzeri borçlanma araçlarının bir araya getirilerek havuz oluşturulması, bu havuzlara dayalı olarak menkul kıymetler türetilmesi ve havuzların kredibilitelerinin zenginleştirilerek ve derecelendirilerek yatırımcılara satılması işlemidir. Menkulleştirme ile geleneksel aracılar ortadan kaldırılarak fon ihtiyacı duyanların doğrudan para ve sermaye piyasalarına ulaşmaları sağlanmış olur. Menkulleştirme yoluyla oluşturulan yeni borçlanma araçları varlığa dayalı menkul kıymetler olarak adlandırılmaktadır.
•Hazine Bonosu: Devletin her yıl bütçe kanununa dayanarak nakit açığını finanse etmek üzere ihraç ettiği kısa vadeli borçlanma araçlarıdır. İhale yoluyla ihraç edilen hazine bonolarının vadesi en çok bir yıldır.
TAHVİLİşletmeler sermaye gereksinimleri olduğunda ortaklardan öz sermaye sağlamak yoluna gidebilecekleri gibi, borçlanarak fon sağlama yoluna da gidebilirler. Tahvil ihracı, anonim ortaklıkların borçlanma yollarından birisidir. Tahvil, anonim şirketlerin veya iktisadi kamu teşebbüslerinin çıkardıkları uzun vadeli borç senetleridir.
Halka açık olmayan anonim ortaklıklar TTK, halka açık olanlar ise SPK hükümlerine göre faaliyet gösterirler.
TAHVİL TÜRLERİ
-Güvenceli tahviller: Tahvil anapara ve faiz ödemesi için bir karşılığın bulunması durumunda tahviller güvenceli tahvil olarak adlandırılmaktadır. İşletme tahvil faiz veya anaparasını ödeyemezse güvence olarak gösterilen varlıklar satılarak tahvil sahiplerine hakları ödenir.
-Güvencesiz tahviller: Bu tür tahvillerde güvence şirketin tüm mal varlığıdır. Genellikle güvenilir büyük şirketler güvence vermeksizin tahvil çıkarabilirler.
-Kara iştirakli tahviller: Bu tahviller yatırımcılara hem faiz hem de kardan pay alma hakkı verirler. İşletmenin karlı olması durumunda kar payı alacak olmaları nedeniyle imtiyazlı hisse senetlerine benzerler.
-Ödenim fonlu tahviller: Anapara taksitlerini ödemek için işletmelerin bir ödenim fonu oluşturdukları ve bu nedenle bir tür geri ödeme güvencesi içeren tahvillerdir.
-Primli tahviller: Primli tahviller ihraç ya da itfa primli olabilir. Eğer tahvil üzerinde yazılı nominal değerden daha düşük bir fiyatla satılıyorsa ihraç primli tahvildir. İtfa anında tahvil sahibine nominal değerden daha yüksek bir tutar ödeniyorsa bu durumda ise itfa primli tahvil söz konusudur.
-İkramiyeli tahviller: Tahvilleri daha cazip hale getirmek için faiz yanında belirli zamanlarda çekilen kuralarla bazı tahvil sahiplerine ikramiyeler verilebilir. Bu tür tahvilin ülkemizde uygulaması bulunmamaktadır.
-Endeksli tahviller: Endeksli tahviller, enflasyondan kaynaklanabilecek kayıplara karşı tahvil sahiplerini korumak için faiz ödemeleri bir fiyat endeksine bağlanmış olan tahvillerdir. Endeks olarak, enflasyon oranı, altın, döviz veya herhangi bir malın fiyatı esas alınabilir.
-Sıfır kuponlu tahviller: Bu tahvil türünde vade boyunca faiz ödemesi yapılmaz ve yatırımcıya vade sonunda nominal değer geri ödenir. Tahvilin satış fiyatı ile vade sonunda alınan nominal değer arasındaki fark yatırımcının faiz geliri olur.
-Riskli tahviller: Finansal açıdan riskliliği yüksek olan işletmelerin çıkarttıkları tahvillerdir.
-Hisse senedine çevrilebilir menkul kıymetler: Enflasyon gibi etkiler nedeniyle faiz geliri reel olarak azalmış tahvil sahiplerine tahvillerini hisse senedine çevirme olanağı veren borçlanma araçlarıdır.
-Varant (hisse senedi satın alma hakkı veren tahvil): Varant’ta tahvile yatırım yapan kişi veya kurum, faiz geliri elde etme yanında, seçim hakkını kullanarak belirli bir fiyattan, belirli bir sayıda hisse senedi satın alma hakkına da sahip olmaktadır.
-Faizi tahvil olarak ödenebilen tahviller: Bu tahvil türünde işletme faizi isterse nakit isterse nominal değeri faiz tutarına eşit tahvil olarak ödeyebilir. İşletme nakit sıkıntısına düşerse tahvil ile faizi ödeme olanağı işletmeye önemli bir avantaj sağlar.
TAHVİLİN ÜSTÜNLÜKLERİ VE SINIRLILIKLARI
Üstünlükleri:
-Tahvil maliyeti belli ve sınırlıdır.
-Hisse senetlerine göre getirisi yani maliyeti düşüktür.
-İşletme sahipleri, yönetimi ve denetimi tahvil sahipleri ile paylaşmazlar.
-Faiz ödemeleri vergi matrahından düşülebilir.
Sınırlılıkları:
-İşletme gelirlerinin düzensizliği nedeniyle faiz ödemelerini karşılayamaz ise işletme için bir risk doğar.
-Aşırı borçlanma durumunda finansal kaldıracın olumlu etkisine karşın hisse senetlerinin fiyatları düşebilir.
-Tahviller uzun dönemli olduklarından vade riskini daha fazla içerirler.
-Uzun vade nedeniyle işletme için kısa vadeli borçlara göre daha ağır hükümler ve yüksek maliyet söz konusu olabilir.
TAHVİLLERİN DERECELENDİRİLMESİ
Tahvil derecelendirilmesinin amacı tahvillerin kalitesini, kupon ve anapara ödemelerinin zamanında yapılma olasılığını belirlemektir.Tahvil derecelendirilmesi hem tahvili ihraç eden işletme, hem de yatırımcılar açısından önemlidir. Yatırımcılar açısından tahvilin satın alınabilir olup olmadığını, işletme açısından da tahvilin faiz oranını ve işletmenin borçlanma maliyetini belirlemektedir.
TAHVİL DEĞERLEMESİ
Bir tahvilin değeri, tahvil yatırımcısının elde edeceği nakit akışlarının bugünkü değeri olarak ifade edilir.
Tahviller değerlenirken ve reel getiri oranı bulunurken faiz oranları ve enflasyon oranlarının etkisi göz önünde bulundurulur.
MACAULAY ORTALAMA VADESİVade uzadıkça tahvil fiyatının faiz oranlarından etkilenme dereceleri artar. Ortalama vade kavramı tahvillerin fiyatlarındaki değişmeleri karşılaştırabilmek amacıyla geliştirilmiştir. Düzeltilmiş vade, faiz oranlarındaki değişmelerin tahvilin değerinde yüzde kaçlık değişiklik yapıldığını gösterir.
TAHVİL PİYASASININ İŞLEYİŞİ
•Pazarda işlem görecek menkul kıymetler: Devlet tahvillerini de içeren devlet iç borçlanma senetleri ile birlikte borsa kotunda bulunan özel sektör tahvilleri, gelir ortaklığı senetleri ve gayrimenkul sertifikaları, kesin alım satım pazarında işlem görür.
•Fiyat ve oran adımları: Kesin alım satım pazarında emirler sadece fiyat veya sadece oran ya da hem fiyat hem de oran üzerinden iletilebilmektedir. Sadece oran üzerinden iletilebilen emirlerde %0,01’ lik (1 temel puan) oran adımı uygulanır. İskontolu menkul kıymetlerde ise emirler oran üzerinden iletilir.
•İşlem saatleri: Piyasada işlem saatleri her gün saat 9:30 ile 17:00 arasında yapılmaktadır.
•Valör: Devlet tahvili ve hazine bonosu işlemlerinde valör süresi en fazla 90 gün; diğer menkul kıymetlerde en fazla 7 gündür.
•Emirlerin borsaya iletilmesi: Piyasada işlem yapan aracı kuruluşların temsilcileri, tahvil ve bono piyasası müdürlüğünü telefonla arayarak veya üye merkez ofisi ve borsa binasındaki üye ofisindeki terminaller kanalıyla emirlerini iletirler.
•Emirlerin geçerliliği: Aynı gün valörlü emirler saat 14:00’e, ileri valörlü emirler 17:00’ye kadar geçerlidir. Aracı kuruluşlar piyasaya verdikleri emirlerden karşılanmamış olanları istedikleri an iptal edebilirler.
•Emirlerin işleme sokulması: Piyasaya iletilen talep ve teklifler, piyasa eksperleri veya üye temsilcileri tarafından sisteme girilir. Alımda en düşük satımda en yüksek oranlı emirler bilgi dağıtım ekranları (Reuters, Foreks gibi) aracılığıyla anında üyelere iletilir. Bilgi dağıtım firmalarının ekranlarında ilgili pazara iletilen emirlerin içerisinde en iyi talep veya tekliften işlem olması durumunda, sonraki bekleyen en iyi teklif veya talep otomatik olarak ekrana gelir.
•Emirlerin eşleşme kuralları: Tahvil ve bono piyasası pazarlarında emirler çok fiyat – sürekli müzayede yöntemiyle eşleşmektedir. Kesin alım satım pazarında iki karşıt emrin eşleşmesi, alımda en yüksek fiyatlı, satımda en düşük fiyatlı emirlere öncelik verilerek sağlanır. Aynı fiyatlı emirlerde zaman önceliği uygulanır.
•Pazarların işleyişi: En iyi alım/satım emirleri ve son işleme ait fiyat/oran/nominal tutar bilgileri piyasa ekranlarında eşanlı olarak gösterilir. Eşanlı olarak piyasa bazında, emir bazında ve işlem bazında sorgulama yapılır ve pozisyon bilgisi alınabilir.
•Emirlerin eşleştirilmesi: Sistemde her pazarda yer alan iki karşıt emrin eşleşmesi, o pazara verilmiş emirler arasında fiyat ve zaman öncelikleri göz önünde bulundurularak alım en yüksek fiyatlı/oranlı, satım/ters repoda en düşük fiyatlı emirlere öncelik verilerek sağlanır.
•Emir tipleri: Likitli emir; fiyat ve nominal tutarı belirtilerek, minimum emir büyüklüğünün katları şeklinde verilir. Emrin gerçekleşmeden kalan kısmı pasif olarak bekler. Piyasa emri; fiyat belirtilmez. Minimum emir büyüklüğünün katları şeklinde verilen emirler pasif emirlerle kısmen veya tamamen karşılanır ve karşılanmayan kısım iptal edilir.
•Emirlerin gerçekleştiğinin bildirilmesi: İşlem yapanlar işlem sırasında birbirlerini bilmezler. İşlem yapıldığında işlemin teyidi ve karşı tarafı üyeye telefonla bildirilir.
•Gerçekleşen işlemlerin iptali: Eksper hatası nedeniyle gerçekleşen işlemler, tahvil ve bono piyasası müdürünün onayıyla ve ilgili üyelere yazılı bildirimle iptal edilir.
HİSSE SENEDİNİN TANIMI VE SAĞLADIĞI HAKLAR
Hisse senedi, anonim şirket ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerde, sermayenin belli bir oranını temsil eden ve ortaklara o oranda ortaklık hakkı sağlayan menkul kıymettir.
Halka arz edilmeyen bu hisse senetlerine kasa hisse senetleri nedir.
Anonim ortaklıkların mevcut ortaklarının ve resmi kurumların onayını almadan çıkarabilecekleri sermaye tavanına kayıtlı sermaye denir.
HİSSE SENEDİ TÜRLERİ
-Tedavül bakımından hisse senetleri: ** nama yazılı hisse senetleri; şirket defterinde yazılı kimseler adına düzenlenir. **hamiline yazılı hisse senetleri; h.y.h.senetlerinde mülkiyet, hisse senedinin satın alana teslimi ile olur.
-Sermaye artışlarına göre hisse senetleri: ** bedelli hisse senetleri; sermaye artırımında çıkarılan yeni hisse senetlerinin bedelli olarak rüçhan haklarını kullanan eski ortaklara veya halka arz yoluyla yeni ortaklara satılması durumunda hisse senetleri bedelli olur. ** bedelsiz hisse senetleri; dağıtılmayan karlar, yeniden değerleme değer artış fonu, sabit varlıkların satışından elde edilen kazançlar veya iştiraklerdeki değer artışlarının sermayeye eklenmesi nedeniyle çıkarılan ve işletmeye fon girişi sağlamayan hisse senetleridir. Bedelsiz hisse senetleri mevcut ortaklara ücretsiz olarak payları oranında dağıtılır.
-Sahiplerine sağladıkları çıkar açısından hisse senetleri: ** adi hisse senetleri; sahiplerine daha önce sıralanan tüm ortaklık haklarını eşit şekilde sağlayan hisse senetleridir. ** imtiyazlı hisse senetleri; kara iştirak ve tasfiye gibi konularda ana sözleşme ile adi hisse senedine göre bir takım imtiyazlar verilen hisse senetleridir.
-Bedellerinin tamamen ödenmiş olup olmaması açısından hisse senetleri: ** bedeli tamamen ödenmiş hisse senetleri; ** bedelleri tamamen ödenmemiş hisse senetleri; ana sözleşme be TTK hükümlerine göre, hisse senedi bedellerinin en az 1/4’ inin ödenmesi durumunda, bedeli tamamen ödenmemiş hisse senetleri söz konusudur.
HİSSE SENEDİ TÜREVLERİ
•Katılma intifa senetleri: KİS, nakit karşılığı satılan ortaklık haklarına sahip olmaksızın kardan pay alma, tasfiye bakiyesinden yararlanma, yeni pay alma gibi olanaklarının bir bölümünden veya tamamından yararlanma hakkı sağlayan menkul kıymetlerdir.
•Kar – zarar ortaklığı belgeleri: Bu belgeler yatırımcılara kar ve zarara katılma ve ortaklık hakkı verir ancak hisse senedi sayılmazlar. Bunun nedeni, yönetimde oy haklarının olmaması, vadeli olmaları ve vade sonunda anapara ve kar payının birlikte ödenmesidir.
•Oydan yoksun hisse senetleri: OYHS, anonim şirketlerin sermaye artırımı ile ihraç edebilecekleri, oy hakkı hariç sahibine kar payından ve istenildiğinde tasfiye bakiyesinden imtiyazlı olarak yararlanma hakkı ve diğer ortaklık haklarını sağlayan hisse senetleridir.
HİSSE SENEDİ SAYISININ ÇOĞALTILMASI VE HİSSE SENEDİNİN SULANDIRILMASIİşletmenin hisse senetlerinin fiyatları arttığında hisse senetlerine olan talep azalmakta, dolayısıyla hisse senedinin fiyat artışı yavaşlamakta veya durmaktadır. İşletmeler bunu engellemek için hisse senetlerinin sayısını artırarak hisse senetlerinin fiyatını düşürürler. Bu uygulamaya hisse senedinin sulandırılması denir.
HİSSE SENETLERİNİN HALKA ARZIBir anonim ortaklıkta hisse sahiplerinin sayısı 250’yi (bu rakam yeni SPK tasarısında 500’e çıkarılmaktadır) aşıyorsa veya şirket, yazılı veya sözlü şekilde halkı ortaklığa çağırmış ise, bu anonim şirket halka açık şirket sayılır ve SPK’ ya tabi olur.
Halka açılmada kullanılan başlıca satış yöntemleri şunlardır:
-Talep toplama yöntemi
-Sabit fiyatla talep toplama yöntemi
-Talep toplamaksızın satış yöntemi
-Fiyat teklifi alma yoluyla talep toplama yöntemi
-Borsada satış
İMKB HİSSE SENEDİ PİYASASININ GELİŞİMİ, ÜYELERİ VE İŞLEYİŞİ
İMKB’ de ilk hisse senedi işlemleri 3 ocak 1986 tarihinde gerçekleştirilmiştir. Kasım 1994’ den itibaren tüm işlemler bilgisayar ortamında ve ‘çok fiyat – sürekli müzayede sistemi’ ile gerçekleştirilmektedir.
İMKB’ de alım ve satım işlemleri, fiyat ve zaman önceliği esaslarına göre gerçekleştirilir. Önce fiyat açısından avantajlı olan emirler, daha sonra ise sisteme daha önce giren emirler öncelikli olarak gerçekleştirilir.
İMKB’ DE BİRİNCİL VE İKİNCİL PİYASA İŞLEMLERİBirincil Piyasa: Hisse senetlerini halka arz eden şirketlerin hisse senetlerinin yatırımcılar tarafından ilk kez satın alındığı piyasalardır. Dolayısıyla şirkete fon akışı sağlayan işlemler birincil piyasada yapılan işlemlerdir.
İkincil Piyasa: Birincil piyasada ilk kez ihraç edilen hisse senetlerinin daha sonra el değiştirdiği piyasalardır. Burada yapılan işlemler ile şirkete doğuran bir fon akışı söz konusu olmaz.
HİSSE SENETLERİ PİYASASINDA PAZARLAR VE SEANS SAATLERİ
-Ulusal Pazar: İMKB’nin temel pazarıdır. Borsa kotunda bulunan ve asgari tedavül kriterlerine haiz şirketlerin hisse senetlerinin işlem gördüğü pazardır.
-İkinci ulusal Pazar: Bu pazarda kotasyon yönetmeliğinde belirtilen maddi koşulları sağlamayan küçük ve orta ölçekli işletmelerin hisse senetleri işlem görür. Burada amaç yöresel nitelikteki işletmelerin sermaye piyasasından yararlanabilmeleri ve ulusal Pazar kriterlerine ulaşmalarını sağlamaktır.
-Yeni ekonomi pazarı: İMKB, yeni kurulmuş ve fon gereksinimi duyan şirketlere borsa kanalıyla alternatif finansman yöntemi sunmak, yeni projelere ve teknolojilere işlerlik kazandırmak amacıyla yeni ekonomi pazarı kurmuştur.
-Gözaltı pazarı: İMKB kotunda bulunan ancak bazı koşul ve yükümlülükleri yerine getirmeyen şirketlerin işlem gördüğü, bu şirketlerin yatırımcılarına likidite olanağı sağlamayı amaçlayan pazardır.
-Toptan satışlar pazarı: Bu Pazar önceden alıcıları belli olan veya olmayan, belirli bir miktarın üzerindeki hisse senedi işlemlerinin borsada güven ve şeffaflık ortamında, organize bir piyasada gerçekleştirilmesini sağlamak amacıyla kurulmuştur.
LOT BÜYÜKLÜKLERİ VE EMİR ÇEŞİTLERİBorsa emirleri genel olarak üçe ayrılmaktadır.
-Normal emir: Tam olarak 1 lot ve katlarından oluşan emirlerdir.
-Özel emir: Menkul kıymet bazında belirlenen hisse sayısını aşan ve bölünmez bir bütün olarak işlem gören emirlerdir.
-Küsurat emir: İşlem biriminin (1 lot) içerdiği hisse senedi sayısından daha az miktarlar için verilen emirlerdir.
KREDİLİ MENKUL KIYMET, AÇIĞA SATIŞ VE ÖDÜNÇ ALMA VE VERME İŞLEMLERİ
-Kredili menkul kıymet işlemleri: Kredili menkul kıymet işlemleri, asgari %50’ sini öz kaynak olarak yatırmak koşulu ile aracı kuruluş nezdinde müşteri adına kredi hesabı açılması ile kredili olarak menkul kıymet alınmasını ifade eder.
-Açığa satış işlemi: sahip olunmayan menkul kıymetlerin ödünç alınmak suretiyle satılmasını ifade eder.
-Menkul kıymetlerin ödünç işlemi: Ödünç veren tarafından açığa satış amacıyla, ödünç alan tarafa, belirli bir dönem için menkul kıymetlerin verilmesi ve aynı cins menkul kıymetlerin milsen geri alınmasını ifade eder.
HİSSE SENETLERİNİN FİYAT VE DEĞER TANIMLAMALARI
•Nominal değer: Hisse senetlerinin üzerinde yazılı olan değerdir. Bazı ülkelerde nominal değersiz hisse senedi ihraç edilebilmekle birlikte, ülkemizde hisse senetleri en az 500 TL olmak üzere nominal değere sahip olmalıdır.
•Defter değeri: Öz sermaye toplamının hisse senedi sayısına bölünmesi ile bulunan ve her bir hisse senedinin temsil ettiği öz sermaye tutarını gösteren değerdir.
•Tasfiye değeri: Şirketin tüm varlığın satılıp borçların çıkarılmasıyla bulunan değerin, hisse senedi sayısına bölünmesi ile bulunur.
•İşleyen teşebbüs değeri: İşletmenin vergi ve faiz öncesi gelirlerinin belli bir iskonto oranından bu güne indirgenmesi ile işletmenin toplam değeri bulunur. Toplam işletme değerinden toplam borçlar düşülerek bulunan tutarın hisse senedi sayısına bölünmesi ile de hisse senedinin işleyen teşebbüs değerine ulaşılır.
•Piyasa değeri: Piyasada hisse senedine olan arz ve talep ile oluşan fiyattır. Hisse senedi borsada işlem görüyorsa borsada oluşan fiyat hisse senedinin piyasa değerini ifade eder.
•Gerçek değer: İşletmenin gelecekteki kazançları veya kar payları, belli bir iskonto oranı ile bu güne indirgenip, bu günkü değerler toplandığında bulunan değer, hisse senedinin gerçek değerini verir.
HİSSE SENEDİ DEĞERLEME YÖNTEMİ
-Kar payı iskonto oranı: Bu modele göre hisse senedinin değeri gelecekte sağlayacağı kar paylarının bugüne indirgenmiş değerleri toplamıdır.
-Fiyat/kazanç oranı yaklaşımı: Hisse başı net kar ile hisse senedi fiyatı arasındaki orandan yararlanarak hisse senedi değerinin bulunmasını içerir.
-Piyasa değeri defter değeri oranı yöntemi: İşletmelerin geçmiş yıllarının veya endüstrinin piyasa değerleri ile defter değerleri arasındaki katsayı bulunur. Buradan da gerçek değer bu katsayı ile mevcut defter değerinin çarpımım ile elde edilir.
ETKİN PİYASALAR
Etkin piyasa, menkul kıymet fiyatlarının varlık değerleriyle ilgili tüm bilgileri yansıttığı finansal piyasalardır. Etkin piyasalarda menkul kıymet fiyatları önceki değişimlerden bağımsız, ortaya çıkan yeni bilgilere göre rassal (tesadüfi) olarak oluşmaktadır.
TEMEL VE TEKNİK ANALİZ
Temel analiz, menkul kıymetlere ilişkin genel ve özel bilgilerin toplanarak sistematik biçimde değerlendirilmesi ve bu doğrultuda tahminler yapılarak hisse senedinin gerçek değerinin belirlenmeye çalışılmasıdır. Temel analizde şu 3 analiz yapılır;
-İşletme analizi
-Endüstri analizi
-Ekonomi analizi
Teknik analiz, hisse senetlerinin geçmişteki fiyat hareketlerinin gelecekte de tekrarlanacağını varsayarak, geçmiş fiyat hareketlerinin incelenmesiyle fiyatların gelecekteki düzeyini tahmin etme yaklaşımıdır
TÜREV PİYASALAR
. Türev piyasalar spot piyasaların alternatifi olarak düşünülebilir. Spot piyasalarda, işlemler peşin gerçekleştirilmekte, işleme konu olan varlığın değişimi ise hemen yapılmaktadır. Oysa, türev piyasalar, herhangi bir varlığın ilerideki bir tarihte teslimatının yapılması için yapılmış olan sözleşmelerin alınıp satıldığı piyasalardır. Genellikle sözleşme yapılırken herhangi bir ödemede bulunulmaz. Türev piyasalarda işlem gören araçlara türev ürün denilmektedir. Türev ürünler organize olmamış piyasalarda işlem görebileceği gibi, organize olmuş piyasalarda da işlem görebilir.
TÜREV ÜRÜNLERİN KULLANIM AMAÇLARI
Türev piyasalardaki yatırımcılar üçe ayrılabilir:
-Riskten korunanlar (Hedgerlar): Bu tür yatırımcılar, genellikle gelecekte ürünü fiziki olarak almak veya satmak isteyen, ancak fiyat riskinden kendilerini korumaya yönelik işlem yapan yatırımcılardır. Genellikle ithalatçı ve ihracatçılar riskten korunmak amacıyla türev piyasalarda işlem yaparlar. HEDGİNG; Nakit piyasada bulunan bir pozisyondan oluşan risklerden, türev piyasalarda pozisyon alarak korunulmasıdır.
-Spekülatörler: Bu tür yatırımcılar, fiyat hareketlerinden kazanç sağlamak amacıyla risk alan yatırımcılardır. Spekülatörler, korunma amacıyla türev piyasalarda işlem yapanların kaçınmak istedikleri riski üstlenerek kazanç sağlamayı amaçlarlar. Spekülasyon; Gelecekle ilgili beklentiler doğrultusunda fiyat ya da döviz kurundaki değişmelerden gelir elde etmek amacıyla yapılan işlem.
-Arbitrajcılar: Bu tür yatırımcılar, aynı ya da benzer türev ürünlerin işlem gördüğü borsalar arasındaki fiyat farklılıklarından veya ürünün spot piyasa ile türev piyasalardaki fiyat farlılıklarından yararlanarak kar etmeyi amaçlarlar. Arbitrajcıların spekülatörlerden farkı, risk almaksızın kar garantisi sağlamalarıdır. Arbitraj; Fiyat farklarından yararlanmak amacıyla para, kıymetli maden, tahvil ve hisse senedi alma işlemidir.
VADELİ İŞLEM PİYASALARI ( FORWARD PİYASALAR)
Vadeli (forward) sözleşmeler; ileri bir tarihte teslimi söz konusu olacak herhangi bir varlığın (döviz, faiz, tarımsal veya metalürjik ürün) vadesi, fiyatı ve miktarının bugünden belirlenerek yapılan sözleşmelerdir.
Özellikleri;
-Bankalarla müşterileri ya da bankalarla bankalar arasında yapılır.
-Telefon, faks veya diğer iletişim araçları ile yapılır. Mekan kısıtlaması yoktur.
-Standart sözleşmeler değildir. Taraflar sözleşme ile ilgili ayrıntıları serbestçe belirler.
-Üçüncü kişilere devredilemez, ikincil piyasası yoktur.
-İşlemin yapılması için aracıya gerek yoktur.
-Sözleşme gerçekleşene kadar, taraflar birbirine ödeme yapamazlar.
-Peşin işlemlere göre daha risklidir. Vade uzadıkça risk artar.
VADELİ İŞLEMLER İKİ GRUPTA İNCELENEBİLİR
Vadeli Döviz Sözleşmeleri: Dövizin, ulusal para karşılığında, gelecekte belirli bir tarihte teslim edilmek şartıyla, alımı veya satışı için bugünden yapılan sözleşmelerdir. Vadeli döviz sözleşmesi, belirli tutarda bir dövizin, bugünden belirlenmiş ileriki bir tarihte, bugünden belirlermiş kurdan, belirlenmiş dövize çevrilmesini garanti eder. Vadeli döviz kurları, genellikle cari kurlarla karşılaştırmalı olarak verilir. Eğer vadeli kur, cari kurdan yüksekse, aradaki farka forward primi denir. Vadeli kur, cari kurdan düşükse, aradaki farka forward kur iskontosu denir.
Vadeli Faiz Oranı Sözleşmeleri: Forward faiz sözleşmesi gelecekte bir borçlanma ya da yatırımın faiz oranını önceden sabitleştirmeyi olanaklı kılan bir finansal araçtır. Sözleşme ile taraflar belirli bir tarihteki piyasa faiz oranı (ki bu genelde bankalar arası piyasadaki satış fiyatı olmaktadır.) ile önceden belirlenmiş bir oran ile aradaki farkı değiştirmeyi kabul etmektedirler. Gelecekteki borçlanma maliyetini sabitleştirmek isteyen işletmeler forward faiz sözleşmesi satın alırken, mevduatlarının gelecekteki getirilerini sabit kılmak isteyen yatırımcılar aynı sözleşmeyi satacaklardır. Bu tür sözleşmelerde ana paraların değiştirilmesi söz konusu değildir.
GELECEK PİYASALARI (FUTURE PİYASALAR)
Temel olarak Forward sözleşmelerle benzerlik gösteren futures sözleşmeler, satıcı (kısa pozisyon sahibi) ile alıcı (uzun pozisyon sahibi) arasında yapılan, belirli bir miktar ve kalitedeki bir varlığın, gelecekte belirlenmiş bir tarihte ve belirlenmiş bir fiyattan alım ya da satımını düzenleyen anlaşmalar olarak tanımlanabilir. Future piyasalarında amaç, fiyat dalgalanmalarının getirdiği belirsizliği ortadan kaldırmak, belli bir vade için söz konusu finansal aracın fiyatını sabitleştirmektir. Gelecek sözleşmeleri, organize borsalarda gerçekleştirilmektedir.
Özellikleri:
-Organize borsalarda işlem görürler.
-Sözleşmeler standarttır.
-İkincil piyasası vardır.
-Takas odası vardır.
-Teminat sistemi vardır.
-Maksimum fiyat değişikliği sistemi vardır.
-Minimum fiyat aralığı uygulaması vardır.
-Günlük hesaplaşma vardır.
-Ters işlemle pozisyon kapatılabilir.
-Fiyatlar, piyasadaki arz ve talebe göre oluşur.
TÜRLERİ:
-Döviz gelecek sözleşmesi
-Faiz gelecek sözleşmesi
-Endeks gelecek sözleşmesi
-Mal gelecek sözleşmesi
OPSİYON PİYASALARI
Opsiyon, iki taraf – bir alıcı ile satıcı- arasında yapılan, alıcının sabit bir fiyattan bir varlığı alma ya da satma elde etmek için satıcıya bir bedel ödediği anlaşmadır..
Opsiyonlarla İlgili Tanımlar:
•Satın alma opsiyonu: opsiyon alıcısına, vade tarihinde ya da veda tarihine kadar herhangi bir zamanda bir varlığı sabit bir fiyattan (kullanım fiyatı) satın alma hakkı veren opsiyonlardır. İleri bir tarihte opsiyon konusu varlığın fiyatının yükseleceği beklentisinde olan yatırımcılar, satın alma opsiyonu sözleşmesi almak isterler.
•Satma opsiyonu: opsiyon alıcısına, vade tarihinde ya da vade tarihine kadar herhangi bir zamanda bir varlığı sabit bir fiyattan (kullanım fiyatı) satma hakkı veren opsiyonlardır. Satma opsiyonunu satın alan yatırımcılar, vade tarihine kadar söz konusu varlığın fiyatının düşeceğini beklemektedirler.
•Opsiyon sahibi (alıcısı): opsiyon sahibi veya alıcısı, belli bir fiyat veya prim karşılığında, satın aldığı opsiyon sözleşmesini, sözleşmede belirtilen süre içerisinde veya sonunda, kullanım hakkına sahip olan taraftır. Opsiyon sahibi, vade bitiminde opsiyon kullanmak istemeyebilir. Bu durumda karşı taraftan ödediği iadesini isteyemez. Yani, opsiyon satın alan yatırımcı, prim ödemek suretiyle, yatırıma baştan belli bir kayıpla başlar. Opsiyon sahibinin maksimum kaybı ödediği prim kadardır. Kazancı, teorik olarak sonsuzdur.
•Opsiyon satıcısı: belli bir fiyat veya prim karşılığında, opsiyon sözleşmesini hazırlayıp satmakla yükümlülük altına giren taraftır. Opsiyon sahibi talep ettiği taktirde, satıcı, yükümlülüğünü yerine getirmek zorundadır. Opsiyon satıcısının kazancı, aldığı prim ile sınırlı olup, kaybı, teorik olarak sınırsızdır. Bu nedenle, opsiyon satıcısı, opsiyon sahibine göre daha fazla risk altındadır.
•Kullanım fiyatı: alıcının bir varlığı almak ya da satmak için ödeyeceği belirlenen sabit fiyata kullanım fiyatı denir. Opsiyon borsalarında, kullanım fiyatları da standart hale getirilmiştir.
•Opsiyon fiyatı (primi): satın alma ya da satma hakkını elde etmek için opsiyon alıcısının, opsiyon satıcısına ödediği bedele opsiyon fiyatı denir. Prim her bir hisse için belirlenir ve günlük olarak dalgalanma gösterir. Opsiyon primini temel olarak altı değişken belirlemektedir:
**sözleşmeye konu olan varlığın piyasa fiyatı
**kullanım fiyatı
**vadeye kalan gün sayısı
**sözleşmeye konu varlığın fiyatının değişkenliği (volatility)
**risksiz faiz oranı
**kar payları
•Avrupa tipi opsiyon: ismini coğrafi konumundan dolayı almıştır. Başka bir deyişle Avrupa tipi opsiyonlar sadece Avrupa ‘ da, amerikan tipi opsiyonlar Amerika’ da yapılan opsiyonları temsil etmez. Her iki sözleşmede dünyadaki her hangi bir opsiyon borsasında yapılabilir. Avrupa ve amerikan tipi opsiyonlar, anlaşmada belirlenen hakkın kullanım süresine ilişkin içerdiği sınırlama göre belirlenir. Avrupa tipi opsiyonlar sadece vade tarihinde kullanılabilmektedir.bu özelliği ile Avrupa tipi opsiyonlar future sözleşmelere benzemektedir.
•Amerikan tipi opsiyonlar: bu tip opsiyonların özelliği, opsiyonun vade tarihine kadar olan süre içindeki herhangi bir tarihte işleme konulabilmesidir. Örneğin, vadesi altı ay olarak belirlenen bir amerikan tipi satış opsiyonunda, opsiyonun konusu olan hak (anlaşmada belirtilen söz konusu varlığı alma ya da satma hakkı) bu süre içindeki herhangi bir zamanda kullanılabilir. Görüldüğü gibi amerikan tipi opsiyonlar sahibine, opsiyondan kaynaklanan hakkın kullanılması bakımından daha fazla esneklik tanımaktadır. Bu avantaj nedeniyle, amerikan tipi opsiyonlar daha yaygın olarak kullanılmaktadır ve opsiyonun bir Avrupa tipi opsiyon olduğu özellikle belirtilmediği durumlarda, genel olarak opsiyon denildiğinde amerikan tipi opsiyonlar anlaşılır. Tüm dünyada opsiyon sözleşmelerinin alım satımının yapıldığı organize piyasalarda ağırlık amerikan tipi opsiyonlarda olmasına rağmen, tezgah üstü piyasalarda alım satımı yapılan sözleşmelerin büyük çoğunluğu Avrupa tipi opsiyon sözleşmeleridir.
SWAP PİYASALARI
Swap, iki tarafın belirli bir zaman dilimindeki ödemelerinin karşılıklı olarak değişiminde anlaştıkları bir finansal işlemdir. Değişime konu olan ödemeler, faiz, anapara veya hem anapara hem de faiz ödemeleri olabilir. Swap işlemindeki amaç, faiz oranları ile döviz kurlarında kaydedilen dalgalanmaların yarattığı riski minimize etmektir. Swap sözleşmeleri, işletmeler tarafından getiri oranlarını yükseltmek, fon maliyetlerini düşürmek, risk yönetimi gibi nedenlerle kullanılır.
Swap sözleşmeleri;
-Faiz swapı: faiz swapı, sabit faizi değişken faize, değişken faizi sabit faize, Libor ’ u Prime Rate ‘ e veya Prime rate ‘ i Libor ‘ a çevirmek şeklinde, faiz ödemelerinin niteliğini değiştirerek, borç ödemelerinin yapısını değiştirme işlemidir.
-Mal swapı:
-Para swapı: İki tarafın iki ayrı para birimi üzerinden mevcut veya alacağı tahmin edilen borçlarını veya alacaklarını değiştirmeye razı olmaları şeklinde tanımlanabilir. Böylece, birinci taraf, diğer tarafın borçlarını öderken, diğer tarafta, birinci tarafın borçlarını ödemektedir. Para swapının yapılmasının iki edeni vardır. Birincisi; istenen para cinsinin bulunamaması durumunda, başka para cinsinden kredi bulunup, bunun istenen cinse swap edilmesidir. İkincisi; daha düşük faizle fon sağlamak amacı ile, istenen para cinsi yerine, daha düşük faizli başka bir para cinsinden kredi temin edilip, istenen para cinsine swap edilmesidir.
SERMAYE PİYASASI KURULU
Ülkemizde SP ‘ nin işlemeye başlaması Osmanlı imparatorluğunun gereksinim duyduğu fonu devlet borçlanması yolu ile sağlaması ile başlar.
SPK ‘ NIN AMAÇLARI
SPK ‘nın temel amacı, yatırımcıyı ve bunun doğal sonucu olarak tüm sermaye piyasasını korumak piyasanın ülke yararına çalışmasını sağlamaktır.
Kurul;
-Kendi gözetimi altındaki piyasalardaki işlemlerle ilgili,
-Görev alanındaki işlerin kurallarının tanımlanması ile ilgili düzenlemeler yapmaya yetkilidir.
Bu amaçla;
-Menkul kıymetlerle ilgili düzenlemeler
-Menkul kıymet borsalarının, vadeli işlem ve opsiyon borsalarının kuruluş ve işleyişine ilişkin düzenlemeler
-Sermaye piyasasından menkul kıymet ihracı yoluyla fon sağlayan şirketlere ilişkin düzenlemeler
-Sermaye piyasası kurumları ile ilgili düzenlemeler yapar.
SPK ‘ NIN YAPISI
Kurul bir başkan, bir başkan vekili ve beş üyeden oluşur.
SERMAYE PİYASASI KURULUNUN GÖREV VE YETKİLERİ
-Sermaye piyasası araçlarının ihracını, halka arz ve satışını düzenlemek ve denetlemek.
-Sermaye piyasasında, gerektiğinde elektronik ortamda dahil bağımsız denetim faaliyetine ilişkin esasları belirlemek.
-Sermaye piyasasını ilgilendiren her türlü iletişim araçları ile yapılan yayın, duyuru ve ilanları izlemek ve bunlardan yanıltıcı olduğu tespit edilenleri yasaklamak ve gereği yapılmak üzere ilgili kuruluşlara bildirmek.
-Ekonomik ve finansal göstergelere, sermaye piyasası araçlarına, mala, kıymetli madenlere ve dövize dayalı vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri dahil her türlü türev araçların niteliklerini, alım ve satım esaslarını, bu araçların işlem göreceği borsalar ve piyasalarda çalışacakların denetim, faaliyet ilke ve esasları ile yükümlülüklerini, teminatlar, takas ve saklama sistemi konularındaki esas ve usulleri düzenlemek.
-Sermaye piyasası araçlarının geri alma veya satma taahhüdü ile alım ve satımını, ilgili sözleşmeleri ve bu sözleşmelere ilişkin piyasa işlem kurallarını düzenlemek ve bu işlemlerle ilgili faaliyet ilke ve esaslarını belirlemek.
-İlgili bakanca istenecek incelemeleri yapmak.
Bakanlar kurulu, 24.06.1982 tarihli bir yönetmelikle kurulun yetkilerini ortaya koymuştur. Buna göre kurul ‘un görev ve yetkileri aşağıdaki gibi sıralanmıştır.
•Sermaye piyasası alanında mesleki faaliyetleri yürütmek: DENETLEME: Menkul kıymetleri halka arz edilen ve sermaye piyasasında faaliyet gösteren kuruluşların faaliyetlerini mevzuat ve mali bünye açısından denetlemek. İZLEME: sermaye piyasasında izinli veya izinsiz faaliyet gösteren kuruluşları, bu piyasada işlem gören menkul değerleri ve sermaye piyasasını ilgilendiren her türlü yayın, ilan ve reklamı izlemek, bu amaçla arşiv oluşturmak. KAYIT TUTMA: SKP ‘ya tabi kuruluşların ve halka arz edilen her türlü menkul değerin kaydını tutmak. ARAŞTIRMA YAPMA: ekonominin durumu ve sermaye piyasası üzerine etkisi ve sermaye piyasası uygulamasında ortaya çıkan sorunlar gibi konularda araştırma yaparak, alınması gereken ekonomik ve mali önlemler ile mevzuatta yapılması gereken değişiklikler konusunda Maliye Bakanlığı’na önerilerde bulunmak.
•SPA uygulamaya dönük hukuki sonuç doğuran özel nitelikte idari kararlar almak: İNCELEME: kurula yapılan başvuruları incelemek, izin vermek, başvuruyu reddetmek, özel kural ve koşullar koymak, ek bilgi ve belgeler istemek, süre vermek, süre uzatmak. DEĞERLENDİRME: alınan bilgi ve belgelerden, denetim ve izlemelerden elde edilen sonuçları inceleyip değerlendirmek.
•SPA genel hukuki nitelikli idari karar ve düzenlemeler çıkarmak: Menkul kıymetlerin halka arz ve satışını düzenlemek, denetlemek ve yönlendirmek amacıyla: menkul kıymetleri halka arz olunan anonim şirketlerin ve aracı kuruluşların uyacakları esasları, bunların kurula başvurularının ve bildirimlerinin kural, yöntem, biçim ve koşullarını belirlemek. Kamunun aydınlatılmasını sağlamak amacıyla: SPK’ya tabi kuruluşlar tarafından halka açıklanacak bilanço, kar ve zarar tablosu, yıllık rapor, denetim raporu, ve diğer bilgiler için standart tablolar saptamak.
MENKUL KIYMET BORSALARI
Menkul kıymet borsası menkul kıymet satışı yapmak isteyen bireylerle menkul kıymet almak isteyen bireyleri buluşturan ve belirlenmiş kurallara göre belirli bir mekanda çalışan bir piyasa yeridir
Piyasa derinliği: Piyasada işlem gören menkul kıymet için fiili işlem fiyatının altında ve üstünde fiyatlarla yapılmış alım ve satım emirlerinin bulunması ile oluşur. Böylece menkul kıymetin fiyatı yumuşak dalgalanmalar gösterir.
Piyasanın genişliği: Menkul kıymete ait alış ve satış emirlerinin hacmi ile ilgilidir. Bu hacmin büyüklüğü pazarın likiditesini arttırır.
Piyasa esnekliği: Piyasada bir menkul kıymet veya işlem gören tüm menkul kıymetlere ait geçici piyasa emirlerine bağlı olarak piyasa dengesinin bozulması sonucu piyasaya hızla yeni emirlerin ulaşabilmesidir.
MENKUL KIYMET BORSALARININ TARİHÇESİ
İlk menkul kıymet borsaları ticaretin gelişmesi ve vadeli emtia satışlarının artması ile ortaya çıkmıştır.
Bugün faaliyetlerini sürdüren İstanbul menkul kıymetler borsası (İMKB) bir dizi gelişmeden sonra 1986 yılında ilgili yönetmelik hükümlerine göre teşkilatlanarak çalışmalarına başlamıştır.
MENKUL KIYMET BORSALARININ İŞLEYİŞİ
Menkul kıymetler borsaları ikincil piyasa işlemlerinin yapıldığı kuralları, kurumları, tarafları, yasal ve fiziki altyapısı belirlenmiş mekanlardır. Borsada işlemler borsa üyesi olan aracı kurumların çalışanları tarafından borsa yönetiminin gözetimi altında gerçekleştirilir. Dünyadaki tüm borsalar borsada işlem görmek için kotasyon başvurusunda bulunan şirketlerden şirketin finansal değerliliğinin borsanın koymuş olduğu standartlara uygun olmasını ister. Borsada işlemler borsa yönetiminin tercihine göre “açık arttırma yöntemi” ya da “teklif verme yöntemi” ile yapılır.
Borsalarda kullanılan emir türleri borsadan borsaya farklılaşmakla birlikte genel olarak şu şekildedir:
-Piyasa emri: menkul kıymetin emrin verildiği andaki piyasada bulunacağı en iyi fiyatla alınması ya da satılmasının söz konusu olduğu emir türüdür.
-Sınırlı emir: yatırımcının belirlediği fiyattan işlemin yapılmasına yönelik emir türüdür. Bu fiyat bulunamadığında alış veya satış gerçekleşmeyebilir. Sınırlı emirde fiyatın yanı sıra işlemin yapılması için bir zaman sınırı da konur.
-Zararı durdurma emri: sınırlı emir ile piyasa emrinin karışımıdır. Sahip olunan menkul kıymetin fiyatının belirtilmiş fiyatın altına düşmesi halinde en iyi fiyatla satmayı veya yükselen fiyatlar karşısında belirtilmiş finansal varlığın fiyatının belirtilmiş fiyata çıkması halinde en uygun fiyatla satın almayı içerir.
-Zamanla sınırlı emir: bu emir türünde emrin uygulanması, emirde belirtilmiş süre içinde geçerlidir. Bu süre sonunda gerçekleşmeyen emir geçerliliğini yitirir.
FİYAT ENDEKSLERİEndeks, menkul kıymetlerin fiyat değişimlerini incelemek üzere hazırlanan göstergedir. Endeksler genellikle hisse senetleri için hazırlanır. Endeksler hazırlama yöntemine göre ikiye ayrılır. Birinci tür endeksler fiyat ortalamalarıdır. Bu tür endeks, endekste yer alan hisse senetlerinin herhangi bir tarihte borsada oluşan aritmetik veya geometrik ortalamasıdır. Aslında bu kelime anlamıyla bir endeksten ziyade fiyat ortalamasıdır. İkinci tür endeksler ise, gerçek anlamda endekstirler. Bu endeksler geçmişteki bir dönem veya tarihe ait bir istatistik değer baz alarak, daha sonra oluşan değerlerin bu baz alınan değere göre nispi değişmesini ölçer. Bugünkü değer baz alınan değere bölünür ve sonuç 100 ile çarpılarak endeks hesaplanmış olur.
İMKB
** Borsanın Yönetim Organları
Borsanın organları genel kurul, yönetim kurulu, denetim kurulu, komiteler, borsa başkanı ile başkanlığa bağlı başkanlık teşkilatıdır. Genel kurul borsa üyesi aracı kuruluşlardan oluşur. Yönetim kurulu bir başkan ve dört üyeden oluşur. Borsa başkanı yönetim kurulunun doğal üyesi ve başkanıdır. Denetleme kurulu, genel kurulca borsa üyeleri arasında seçilen iki üyeden oluşur. Görevi borsanın akçeli işlerinin usulüne uygun yürütülüp yürütülmediğini denetlemektir. Borsada bir başkan ve üç üyeden oluşan üç komite bulunmaktadır. Bunlar kotasyon, uyuşmazlık ve disiplin komiteleridir. Borsa başkanı borsanın üst yöneticisidir. Borsanın genel yönetimi ve temsili ile görevlidir. Yönetim kuruluna başkanlık eder. Başkanlık teşkilatı başkan yardımcıları ile çeşitli müdürlüklerden oluşur.
** Borsanın işleyişi
Borsada alım ve satımlar yalnızca borsa üyesi aracı kurumlar aracılığı ile borsaya kote ettirilmiş menkul kıymetler için yapılır. Borsada tatil günleri hariç biri sabah ve biri de öğleden sonra olmak üzere iki seans gerçekleşir. Borsa aracı kurumlarına piyasaların tümünde veya bir kısmında faaliyet göstermeleri için borsa yönetimince yetki verilir.
** Emir Türleri
Yatırımcının aracı kuruma alım veya satım için vereceği emir müşteri emridir. Bunlar;
-Limitli emir: burada yatırımcı satmak veya satın almak istediği menkul kıymet için bir fiyat birimidir. Aracı kurum bu fiyattan alım veya satım yapmak durumundadır.
-Serbest emir: burada yatırımcı menkul kıymetin alım veya satım fiyatının aracı kurum tarafından belirlenmesini ister. Müşteri tarafından verilen emrin uygulamaya konmak üzere borsa bilgisayar sistemine girilmesi ile müşteri emri borsa emrine dönüşür.
** İşlemlerin geçici veya sürekli olarak durdurulması
Borsada işlemlerin durdurulması üç şekilde gerçekleşir.
-Bekleyen veya gerçekleşen emirlerin iptali
-Bir menkul kıymete ilişkin emirlerin geçici olarak durdurulması
-Borsanın geçici olarak durdurulması
** Kotasyon işlemleri
Bir menkul kıymetin borsada alınıp satılabilmesi için genel kural olarak borsa kotuna alınmış olması gerekmektedir. Kotasyon başvurusunda bulunan bir anonim şirketin menkul kıymetlerinin kote edilip edilmeyeceğine yönetim kurulu karar verir.
** Menkul kıymetlerin borsa kotundan çıkarılmaları
Bir ortaklığın borsa kotundan çıkarılması kararını borsa yönetim kurulu verir. Borsa kotundan çıkarılmayı gerektirebilecek bazı durumlar şöyledir:
-Dönem sonu bilançosunda yer alan dönem zararı ve birikmiş zararlar toplamının, öz sermayenin diğer kalemleri toplamına ulaşması.
-Borsa başkanlığına verilen beyan yazısına uyulmaması
-Borsa yönetimince yapılacak düzenlemelere ve ilgili mevzuata uyulmaması
-Ortaklığın tasfiye veya süre dolması gibi herhangi bir nedenle sona ermiş olması
-Ortaklığın borsaya ödemekle yükümlü olduğu ücretleri ödememesi ya da aleyhine yapılan icra takibinin sonuçsuz kalması.
** Borsanın denetimi
İMKB işlem ve hesapları SPKu tarafından denetlenir. İlgili bakanlık da gerek gördüğü hallerde borsada denetim yaptırabilir.
** Borsa üyelerinin gözetimi
Borsa düzenini ve dürüstlüğü bozan ve borsa işlerinin açık, düzenli ve dürüst yürütülmesi için alınan kararlara uymayanlar hakkında, fiilin mahiyeti ve önemine göre uyarı, kınama, para cezası ve borsa üyeliğinden geçici ve sürekli çıkarma cezalarından biri veya bir kaçı birlikte verilebilir. Ceza verme yetkisi borsa yönetim kuruluna aittir.
** Borsanın gelir kaynakları
-Borsa üyelerinden tahsil edilecek giriş aidatı
-Borsa üyelerinden tahsil edilecek yıllık aidatlar
-Menkul kıymetlerin kotasyon ücretleri
-Borsa işlemlerinin tescil işlemleri
-Disiplin cezası nedeniyle tahsil edilen paralar
-Kurtaj ücretlerinden borsa yönetimine ödenecek paylar
-Sair gelir ve bağışlar

Sorunlara Rağmen Mutlu Olabilmek !

Muhtemelen duygusal olarak oldukça yıpranmış durumdasın ve hayat üzerine üzerine geliyormuş hissini yaşıyorsun. Bütün bu duyguları yaşaman çok normal.
Eğer yaşamda tüm sorunlarınızdan kurtulduğunuz, çok mutlu olacağınız bir yaşam arıyorsanız o zaman şu anda o hayalden vazgeçmenizi dilerim. Çünkü yaşamda mutluluk her istediğinize kavuşmanızla olmaz, dahası yaşamda sorunsuz, her şeyin yolunda gittiği bir an bulmanız mümkün değildir. Mutlu ve sorunsuz gibi görünen insanların sırrı, hayatlarında hiç sorun olmaması değil, sorunlara rağmen kendi içlerinde mutluluğu bulabilmeleridir. Aşağıda ki gerçekleri iyice düşünmenizi ve benimsemenizi dilerim:

1. Yaşamda zorluklar hiç bitmez.
2. Hiç bir zorluk hemen çözülmez
3. Mutluluk zorlukların olmadığı, yaşamın kolay olduğu ve her istediğinizin gerçekleştiği bir dünyada yaşamak değildir. Bu sadece bir hayaldir.
4. Mutluluk, her zorluğa rağmen, yaşadığınız her andan haz almayı bilmenizdir.
5. Mutluluk kaybettiklerinizin arkasından ağlarken, kazandıklarınızı farkedebilmenizdir.
Muhtemelen şu anda duygusal olarak oldukça yıpranmış durumdasınız ve hayatın üzerinize geldiği hissini yaşıyorsunuz. Bu durumlarda kendinizi toparlamanız için genelde pozitif olmanız, kendinize iyi bakmanız, yaşamınıza kahkahayı dahil etmeniz, neşelenmeniz ve yeni uğraşlar edinmeniz çok önemlidir. Aksi takdirde duygusal olarak çökmeniz, depresyona girmeniz kaçınılmaz olacaktır.
Eğer bir çocuğunuz varsa durumunuz onu da etkisi altına alacaktır. Çok yüksek bir ihtimalle şu anda çocuğunuz sizin mutsuzluğunuzu, kendine olan güvensizliğinizi, korkularınızı sezinliyor ve annesinin (yada babasının) duygularını kendi değersizliği, kendi suçu, kendi hatası gibi algılamaya başlıyordur. Çocukların daha 6 aylıkken anne ve babasının duygularını kendi hatası ve yetersizliği olarak algılamaya başladığını ve kendine güvensizlik duygusunun altında bu öğrenilmiş duygular olduğunu biliyor muydunuz? Muhtemelen sizde kendi yetersizliğinizi bu şekilde küçük bir çocukken annenizin ve babanızın duygularını özümseyerek öğrendiniz. Şu anda farkında olmadan bu mirası kendi çocuğunuza aktarıyor olabilirsiniz. Yani siz mutlu olmayı, kendinize güvenmeyi ve güçlü olmayı başarmadıkça çocuğunuzun mutlu olması oldukça zordur. Çocuklar dünyayı anne ve babalarından öğrenir, dolayısıyla sizin duygularınızı hissetme yeteneğine sahiptir ve siz ne kadar gizlemeye çalışırsanız çalışın onlar sizin duygularınızı aynen kendileri yaşıyormuş gibi yaşayacaktır.
Bu durumdan kurtulmanın birinci adımı yaşama negatif bir açı ile bakmayı bırakmanız ve yaşamınızda pozitif, gülmeye değer, mutlu olabileceğiniz detayları yakalamaya başlamanızdır. Kendinize mutluluğu hak görmenizdir. “Nasıl mutlu olayım Çiğdem?” dediğinizi duyar gibiyim. Bazen hayatta sahip olduklarımızın değerini görebilmek bile tek başına mutlu olmak için yeterlidir. Şu anda kim bilir ne tür sorunlar ile başetmeye çalışıyorsunuz: boşanmak, maddi sorunlardan kurtulmak, yaşadığınız ortamdan kurtulmak, sevdiğiniz insana kavuşmak, size değer veren ve seven insanlar ile olmak, iyileşmek ve daha kim bilir neler istiyorsunuz. Bu isteklerinize kavuşamayınca mutlu olamayacağınızı düşünüyor olabilirsiniz. Oysa hayatta mutlu olabilmek için sahip olamadıklarınıza kavuşmaktan çok daha fazlası var. Ama ne yazıktır ki pek çoğumuz kaybetmedikçe sahip olduklarımızın değerini görmeyi başaramayız. Sahip olduklarımızı yitirdiğimizde ise değerini bilmediğimiz için ağlarız....
Haydi şimdi oturun bir liste yapın. Sahip olamadığınız yada sizi mutsuz eden sorunları detayları ile listeleyin. Hemen karşısına ise sahip olduklarınızı ve kaybederseniz mutsuz olacağınızı düşündüğünüz değerleri listeleyin… Böylece yaşamınızı biraz daha dengeli bir şekilde değerlendirme şansı bulabilirsiniz. Normalde çoğumuz başkalarının ne kadar güzel hayatları olduğunu, onların sorunları olmadığını, yaşamın diğer insanlar için ne kadar kolay olduğunu düşünür ve kendi hayatımız ile kıyaslarız. Ama bu gözlemde bir eksik vardır. Bu eksikliği tamamlamak için boş bir gününüzde bir kaç saatinizi bir hastane içinde geçirin. Hastaları ziyaret edin, onlarla konuşun. Öksüz çocukları ziyaret edin. Yaşlılar evine gidin. Sokak çocukları ile konuşun. Bu şekilde onların yaşadığı hayal kırıklığını, mutsuzluğu, çektikleri acıyı görmeye çalışın. Böylece sizden daha iyi durumda olanlar kadar sizden daha kötü durumda olanlar da olduğunu görebilir , kendi acılarınızdan bir an için sıyrılabilir ve yaşama başka bir açıdan bakabilirsiniz. Böylece sahip olduklarınızın kaybetmenin anlamını kaybetmeden farkedebilirsiniz.
Yaşamda insanların hep size kötü davrandığını ve kimsenin size destek olmadığını düşünüyor olabilirsiniz. Evet belki çevrenizde ki insanlar sizi anlamıyor, sizin mutsuzluğunuzu gideremiyor, sizin acılarınızı dindiremiyor, size yetersiz kalıyor… Hatta belkide sizi yeriyor, eleştiriyor, kızıyor, azarlıyor, aşağılıyor ve sizi daha fazla mutsuzluğa hapsediyor… Fakat unutmayın sözler, bakışlar, imalar sopa değildir, kemiklerinizi kıramaz, sadece bir insanın sizi onaylamadığı anlamına gelir. Bırakın onaylamasınlar, bırakın sizin değerinizi göremesinler, bırakın sizi anlamasınlar, bırakın sizi sevmesinler... Çevrenizde ki insanların yanlış tavırları sizin hatalı olduğunuz, eksik olduğunuz, yada yaratılıştan kötü olduğunuz anlamına gelmiyor. Sadece çevrenizde ki insanların size yetersiz kaldıkları anlamına geliyor. Dolayısıyla kendinizi mutsuz ilişkilere mahkum etmek, çaresiz kalmak ve kaderinize boyun eğmek mecburiyetinde değilsiniz. Herkesin sizi sevmesi, herkesin sizi anlaması, herkesin size değer vermesi gerekmiyor. Bunun için kendinizi üzmek ve sahip olmadığınız şeyler için ağlamak yerine, enerjinizi size değer veren, sizi seven insanlara yöneltin ve onlara hakettikleri değeri vermeye çalışın. Eğer şu anda hayatınızda böyle insanlar yoksa, o zaman o insanları bulmak için çaba sarfedin. Size hakettiğiniz gibi davranmayanların ardından ağlamak yerine, size hak ettiğiniz gibi davranacak insanlar arayın…
Hayatta kimseniz olmadığını ve yalnız olduğunuzu düşünüyor olabilirsiniz. Evet kendi mutluluğunuz söz konusu olduğunda gerçekten de yalnızsınız, hayatınızı düzene koymak için, arzu ettiğiniz gibi bir yaşam kurmak için, kendi mutluluğunuzu sağlamak için kendinize inanmaya ihtiyacınız var, bu konuda tek başınasınız. Yani ayağa kalkıp, güçlü olmak, ne istediğinizi bulmak ve hedefinizi gerçekleştirmek için çalışmak sizin işiniz. Ama oturduğunuz yerden kendinize acımaya ve "ben tek başıma bir hiçim, birisinin yardımı olmazsa hiç bir şey yapamam" şeklinde düşündüğünüz sürece bu mutsuzluktan çıkmanız mümkün değildir. Yalnızsınız ve yalnız olduğunuzu kabullenmek ile işe başlamalısınız.
Unutmayın, mutluluk bir hedef değildir, bir süreçtir. Yani bir eviniz olunca, paranız olunca ve eşinizden (ailenizden, nefret ettiğiniz işinizden, bu hayattan...) kurtulunca mutlu olacağınızı kimse size garantilemiyor. Mutluluk hareket edebilmektir, korkusuz olabilmektir, kendine güvenebilmektir, ne olursa olsun gene de bir çıkış yolu bulabileceğine inanmaktır. Mutluluk başka bir insanın size verebileceği bir hediye değil, sizin kendi içinizde bulmanız gereken bir duygudur. İstiyorsanız kendi ızdırabınızdan sıyrılmayı başarabilirsiniz. Yani kolları sıvamalı ve kendi mutluluğunuz için kafa yormaya, çaba sarfetmeye, emek vermeye, enerji harcamaya başlamalısınız.
Siz mutlu olmayı başaramıyorsanız, kimse size bunu veremez. Ve mutlu olmak için kendinizden başka hiç kimseye yada hiç bir şeye ihtiyacınız olmadığını bilmelisiniz. Çünkü mutluluk her yerde, yeterki siz görmek ve yaşamak isteyin...
Çiğdem ALPER
(www.hatunca.net)

04 Mart 2008 Salı

SİVRİSİNEĞİN OLAĞANÜSTÜ MACERASI

Sivrisineklerle ilgili olarak genelde bilinen, onların kan emici yaratıklar oldukları ve kanla beslendikleridir. Oysa bu pek de doğru bir bilgi değildir. Çünkü sivrisineklerin tamamı değil sadece dişileri kan emer. Ayrıca dişilerin kan emme sebepleri beslenme ihtiyaçları değildir. Hem dişiler hem de erkeklerin besinleri çiçek özleridir. Dişilerin, erkeklerden farklı olarak kan emmelerinin tek nedeni, taşıdıkları yumurtaların olgunlaşmak için kanda bulunan proteinlere ihtiyaç duymalarıdır. Başka bir deyişle dişi sivrisinek sadece türünün devamını sağlamak için kan emer.
Sivrisineklerin diğer özelliklerine geçmeden önce bir noktanın sürekli hatırda tutulmasında fayda vardır. Allah'ın ayette dikkat çektiği bu canlıdaki kusursuz tasarım, şuurlu ve bilinçli davranışlar incelendiğinde sivrisineklerin tesadüfen oluşamayacakları gerçeği açıkça görülmektedir. Sivrisinekler de yeryüzündeki bütün canlılar gibi Allah tarafından yaratılmışlardır.
Sivrisineğin en olağanüstü ve hayranlık uyandırıcı özelliklerinden bir tanesi de gelişim sürecidir. Bir canlının küçük bir kurttan, çeşitli değişiklikler geçirerek sivrisineğe dönüşümünün kısa öyküsü şöyledir:
Kanla beslenen ve olgunlaşan sivrisinek yumurtaları, yaz ya da sonbahar aylarında, nemli yaprakların üzerine veya kurumuş gölcüklere dişi sivrisinek tarafından bırakılırlar. Anne sivrisinek ilk önce karnının altındaki hassas alıcılar yardımıyla, zeminde yumurtalar için uygun koşullar arar. Gereken özelliklere sahip bir yer bulduğunda yumurtlamaya başlar. Uzunlukları 1 milimetreyi dahi bulmayan yumurtalar tek tek ya da gruplar halinde olmak üzere sırayla dizilirler. Bazı türler ise yumurtalarını bir sal oluştururcasına birbirine yapışmış şekilde bırakırlar. Bu yumurta gruplarının bazılarında 300 kadar yumurta bulunur.
Anne sivrisineğin özenle yerleştirdiği beyaz renkli yumurtalar hemen koyulaşmaya başlar ve bir-iki saat içinde de tamamen simsiyah hale gelirler. Bu koyu renk, böceklerin ve kuşların kendilerini fark etmelerini engellediğinden yumurtalar için önemli bir koruma sağlar. Yumurtalardan başka bazı larvalar da bulundukları mekana göre renk değişimine uğrarlar ve bu sayede korunurlar.
Çeşitli etkenlerden faydalanarak renk değiştirmek oldukça karmaşık kimyasal işlemlerin sonucunda gerçekleşir. Elbette ki sivrisineklerin değişik evrelerindeki renk değişimlerinden ne yumurtaların, ne larvaların, ne de anne sivrisineğin haberi yoktur. Bu canlıların böyle bir sistemi kendilerinin oluşturması ya da bu sistemin tesadüfen ortaya çıkmış olması da söz konusu değildir. Sivrisinekler ilk ortaya çıktıkları andan itibaren bu sistemlerle birlikte yaratılmışlardır.
YUMURTADAN ÇIKIŞ
Kuluçka dönemi tamamlandığında kurtçuklar hemen hemen aynı zamanda yumurtadan çıkmaya başlarlar. Aralıksız bir şekilde beslenen kurtçuklar süratle büyürler. Kısa bir zamanda derileri daha fazla büyümelerini engelleyecek kadar gerginleşir. Bu ilk deri değişimi zamanının geldiğinin bir göstergesidir. Bu evrede, oldukça sert ve gevrek olan deri kolayca kırılır. Sivrisinek kurtçuğu, gelişimini tamamlayıncaya kadar iki kez daha deri değiştirecektir.
Kurtçukların beslenmesi için tasarlanmış olan yöntem oldukça ilginçtir. Kurtçuklar, tüylerden oluşan yelpaze biçimindeki iki uzantıyla su içinde küçük girdaplar oluşturarak, bakteri ve diğer mikroorganizmaların ağızlarına doğru akmalarını sağlarlar. Su içinde başaşağı duran kurtçukların solunumu ise dalgıçların kullandığı "şnorkel" benzeri bir hava hortumuyla sağlanır. Vücutlarında salgılanan yapışkan bir salgı da suyun hava aldıkları deliklerden içeri kaçmasını engeller. Görüldüğü gibi bu canlı, birçok hassas dengenin birarada işlemesi sayesinde yaşamını sürdürmektedir. Hava hortumu olmasa sivrisinek kurtçuğu yaşayamayacak, yapışkan salgı olmasa hortum suyla dolacaktır. Bu iki sistemin birbirinden farklı zamanlarda oluşması sivrisineğin bu evrede ölmesi demektir. Bu da sivrisineğin bütün sistemleriyle eksiksiz ortaya çıktığını yani yaratıldığını kanıtlar.
Kurtçuklar bir kez daha deri değiştirmişlerdir. Son deri değiştirme diğerlerinden oldukça farklıdır. Bu evrede kurtçuklar gerçek bir sivrisinek olmak için son aşama olan "pupa" dönemine girmişlerdir. İçinde bulundukları kılıf iyice gerginleşmiştir. Bu da pupanın artık bu kılıftan kurtulma zamanının geldiğini gösterir. Kılıfın içinden öylesine farklı bir canlı çıkar ki, bunların aynı canlının farklı gelişim evreleri olduğuna inanmak gerçekten zordur. Görüldüğü gibi bu değişim, ne kurtçuğun, ne dişi sivrisineğin tasarlayamayacağı kadar karmaşık ve hassas bir işlemdir...
Bu son değişim sırasında bir boru aracılığıyla suyun üstüne uzanmış olan solunum delikleri kapanacağından, hayvan havasız kalma tehlikesiyle yüz yüze gelir. Ama yeni çıkan canlının solunumu artık bu kanaldan değil, baş tarafında beliren iki boru aracılığıyla yapılacaktır. Bu yüzden kılıf değiştirmeye başlamadan önce bunlar su yüzüne çıkar. Pupa kozasının içindeki sivrisinek artık iyice gelişmiş tir. Bir anten biçimindeki duyargaları, hortumları, ayakları, göğsü, kanatları, karnı ve başının büyük bölümünü kaplayan gözleri ile sivrisinek artık uçmaya hazırdır.
Pupanın kozası baş taraftan yırtılır. Bu aşamada en büyük tehlike kozanın içine su girmesidir. Ancak yırtılan kozanın baş tarafı, sineğin kafasının su ile temasını engelleyecek yapıda özel bir yapışkan sıvıyla kaplanmıştır. Bu an çok önemlidir; en ufak bir rüzgar bile suya düşüp ölmesine yol açacağı için sivrisinek suya sadece ayakları değerek çıkmak zorundadır. Bunu başarır.
Acaba ilk sivrisinek böyle bir dönüşümü geçirecek "yeteneğe" nasıl ulaşmıştır? Bir kurtçuk, kendi kendine, üç kez deri değiştirip bir sivrisineğe dönüşmeye "karar" mı vermiştir?
Elbette hayır, açıktır ki, Allah'ın örnek verdiği bu canlı özel olarak bu şekilde yaratılmıştır.
Sivrisineğin "kan emme" tekniği ise akıllara durgunluk verecek kadar detaylı yapıların birlikte işlemesiyle oluşan kompleks bir sisteme bağlıdır.
Hedef üzerine konan sivrisinek, hortumundaki dudakçıklar aracılığıyla önce bir nokta seçer. Sivrisineğin bir şırıngaya benzeyen iğnesi özel bir kılıfla korunmuştur. Kan emme işlemi sırasında işte bu kılıf iğneden sıyrılır.
Deri, sanıldığı gibi iğnenin basınçla deriye batırılması yöntemiyle delinmez. Buradaki asıl görev, bıçak keskinliğindeki üst çene ve üzerinde geriye doğru eğimli dişlerin bulunduğu alt çeneye düşmektedir. Alt çene testere gibi ileri-geri hareket eder ve deri üst çenenin yardımıyla adeta kesilir. Açılan yarıktan içeri sokulan iğne kan damarına ulaşınca delme işlemine son verilir. Sivrisinek artık kan emmeye başlayacaktır.
Ancak bilindiği gibi insan vücudu, damarlardaki en ufak bir zedelenme karşısında kanı anında pıhtılaştırarak, o bölgedeki kan akışını durduran bir enzime sahiptir. Aslında bu enzimin sivrisinek için büyük bir problem oluşturması gerekmektedir. Çünkü sineğin açtığı deliğe de vücut anında tepki gösterecek, o noktadaki kan hemen pıhtılaşmaya başlayacak ve yara onarılacaktır. Tabii ki bu da sivrisineğin hiç kan emememesi demektir.
Ama sivrisinek için bu sorun tamamen ortadan kaldırılmıştır. Sivrisinek kan emmeye başlamadan önce, vücudunda salgıladığı özel bir sıvıyı soktuğu canlının damarında açtığı deliğin içine bırakmaktadır. Bu sıvı, kandaki pıhtılaşmayı sağlayan enzimi etkisiz hale getirir. Böylece, pıhtılaşma sorunu olmadan, sivrisinek besinine ulaşabilir. Sivrisineğin soktuğu yerde oluşan kaşıntı ve şişmeye neden olan da işte bu pıhtılaşmayı engelleyici sıvıdır.
Bu, kuşkusuz olağanüstü bir işlemdir ve karşımıza şu soruları çıkarır:
1) Sivrisinek, insan vücudunda bu tür bir pıhtılaştırıcı enzim olduğunu nereden bilmektedir?
2) Bu enzime karşı kendi vücudunda bir salgı geliştirmesi için, enzimin içeriğini (kimyasını) bilmek zorundadır. Bu nasıl olabilir?
3) Böyle bir bilgiye ulaşsa(!) bile, nasıl olup da kendi vücudunda böyle bir salgı üretip, bunu iğnesine aktaracak "teknik donanım"ı oluşturabilir?
Aslında bütün bu soruların cevabı basittir: Sivrisinek bunların hiçbirini başaramaz. Ne bunun için gerekli akla, ne kimya bilgisine, ne de salgıyı üretecek "laboratuvar" donanımına sahiptir.
Alıntı:(www.bilgilerdunyasi.net)

Ücretli Bir Taşıyıcı: Karınca

Bazı tohumların yapısı genelde bilinenden farklı özelliklere sahiptir. Bu özellikler incelendiğinde çok ilginç sonuçlarla karşılaşılabilir. Örnek olarak çevresi yağlı, yenilebilir bir dokuyla kaplı olan bir tohumu ele alalım. İlk bakışta alelade gelebilecek bu yağlı doku, gerçekte bitkinin neslinin devamlılığı açısından çok önemli bir detaydır. Çünkü bu özellik karıncaların söz konusu bitkiye ilgi duymasına sebep olmaktadır. Bu bitkilerin üremesi pek çok bitkiden farklı olarak karıncalar vasıtasıyla gerçekleşir. Tohumunu toprağın altına kendisi koyamayan bitki, bunu karıncalara taşıtma yöntemini seçmiştir. Bu bitkilerin tohumlarındaki yağlı doku, taşıyıcı karıncalar için çok cazip bir yiyecektir. Karıncalar bunları büyük bir istekle toplayıp yuvalarına taşırlar. Böylece daha ilk aşamada hiç bilmeden tohumu toprağın altına gömmüş olurlar.
tohumun üremesi için bu karıncalara ihtiyaç vardır. Karıncaların görevi
önce tohumu toprağın altına taşımak, sonra da tohumun etli beyaz kısmını yiyerek, üremeyi gerçekleştirecek olan bölümün açığa çıkmasını sağlamaktır. Görüldüğü gibi Allah karıncaların beslenme şekli ile tohumun üreme şeklini
birbirine uyumlu yaratmıştır.
Karıncaların bu kadar çabalamalarının nedeni tohumu yiyecek olmaları diye düşünülebilir, ama bu yanlış bir çıkarım olacaktır. Karıncalar binbir zahmetle tohumları yuvalarına taşımalarına rağmen sadece kabuğunu yer, etli iç kısmını bırakırlar. Bu sayede hem karınca besin elde etmiş, hem de bitkinin üremesini sağlayacak bölüm toprak altına inmiş olur. (1) Karıncanın bunu bilinçli yaptığı ya da bitkinin, tohumuna özellikle bu karınca türünün hoşuna gidecek özellikleri kazandırdığı, karıncayla aynı ortamda bulunmayı ayarladığı gibi bir iddia da bilimsel açıdan hiçbir geçerliği olmayan bir iddia olmaktan öteye gidemeyecektir.
Hiç kuşkusuz ki bu kusursuz uyumu sağlayan şuur ne karıncaya ne de bitkiye aittir. Her iki canlının sahip oldukları tüm özelliklerden haberdar olan, birbirlerine uyumlu yaratan bir Yaratıcı'ya aittir. Yani bu şuuru onlara veren onları her ayrıntısıyla yaratan Allah'a aittir.

Göklerde ve yerde bulunanlar O'nundur; hepsi O'na 'gönülden boyun eğmiş' bulunuyorlar. (Rum Suresi, 26)
Alıntı:(www.bilgilerdunyasi.net)

Makale

Algıları Saklayan Hafıza Molekülü
Bilgiler beyinde kalıcı olarak saklanmak için çağrışım yoluyla hafızadaki diğer kayıtlı bilgilerle birleştirilir. Bu işlemin somut olan kısmı ise hücre içinde gerçekleşen kimyasal reaksiyonlardır. Her hücrenin bir mikro hafızası vardır. Bu minik bellek taşıdığı bilgi miktarı açısından dev bir kütüphaneye benzetilebilir. Nesilden nesile aktarılan bu minik ama dev arşiv DNA molekülüdür. DNA molekülü bilindiği gibi ikili sarmal bir yapıya sahiptir. Başlıca dört kimyasal maddeden oluşur: A-adenin, G-guanin, S-sitozin, T-timin. Bu dört harf üçlü kombinasyonlarla biraraya gelerek genetik şifreyi oluştururlar.

Bilgiler Nasıl Çağrılır?
Beyne bir uyarı geldiğinde beyin hücrelerinin DNA molekülündeki genler, ilgili bir bağlantı bulmak için taranır. Çağrışımı en yoğun o-lan gen, yani aradığımız bilgi ile en iyi eşleşen gen impulslar ile uyarılır. Bundan sonra tıpkı bir fotoğrafın negatifi gibi DNA'daki genin şablonu RNA molekülü olarak hazırlanır. Bu esnada bilgi kısa süreli hafızaya geçmiş olur. İşlemin sonucunda oluşan mesajcı RNA hücrenin çekirdek bölgesinden ayrılmak üzere harekete geçer. Bu hareket başladığı anda, bilgi, kısa süreli hafızadan uzun süreli hafızaya yönelmiş olur. Hücre içinde bilgisini proteine dönüştürmek için yola çıkan mesajcı RNA'ların protein sentezi merkezleri olan ribozomlara erişebilmeleri 20 dakikayı bulur. Bu süre içinde şaşırtıcı bir olay yaşanır da güçlü bir impuls beyne ulaşırsa, protein sentezi kesintiye uğratılmış olur. Böylece mesajcı RNA molekülü elindeki bilgiyi protein molekülüne dönüştüremeden bozunuma uğrar. 20 dakika içinde hafızaya alınan bilgiler bir daha hiç hatırlanmamak üzere silinirler. Kaza geçiren insanların kaza anını hatırlayamamalarının sebebi de budur. ( Harun Yahya, İnsan Mucizesi, İstanbul: Global Yayıncılık, Ocak 2001 )

Hafıza Molekülü Nasıl İşler?
Protein molekülleri bilindiği gibi amino asitlerin çeşitli sayı ve sıralarda yanyana gelip bir zincir oluşturması ile oluşurlar. İnsanlarda protein sentezi için 20 çeşit amino asit kullanılır. Harflerin yanyana gelerek sözcükleri oluşturması gibi amino asitlerin de yanyana gelmeleri binlerce çeşit protein molekülünü oluşturur. Algılanan impulsların uzun süreli hafızaya kaydedilmesi bilgilerin protein moleküllerine dönüştürülmesi ile sağlanır. Birer algı yumağı olan bilgiler "hafıza molekülleri" adı verilen proteinlere dönüştürülür. Bu işlem ribozomlarda gerçekleştirilir. Mesajcı RNA da üçlü genetik şifreye karşılık gelen amino asitlerin ribozomda birbirlerine bağlanması ile bu protein molekülleri oluşturulur. Hatırlama anında, hücrenin uyarılması sonucu protein şeklinde saklanan bu bilgiler tekrar hafızaya çağrılmış olur.

Beynin İçinde Algılayan Şuur Kime Aittir?
Bu noktada çok daha önemli bir soru akla gelmektedir: tüm bu şifreleri birer algı olarak anımsayan yani tekrar algılayan şuur kime aittir? Beynin içinde elektrik sinyalleri olarak şifrelenen sesleri, görüntüleri, kokuları, tatları hisseden bir şuur vardır, hatta bu şuur onları birer bilgi demeti olarak istenildiğinde tekrar algılamaktadır. Elbette bu şuur, beyni oluşturan sinirler, yağ tabakası ve sinir hücrelerine ait değildir. Bu nedenle bu soruya herşeyin maddeden ibaret olduğunu iddia eden materyalistler ve Darwinistler cevap verememektedirler. Çünkü bu şuur, Allah'ın yaratmış olduğu ruhtur. Allah bütün bu algıları her insanın ruhu için ayrı ayrı yaratmaktadır. Bu algıları yaratan Allah mutlak tek varlıktır.

Allah'ın mutlak varlığı bir ayette şöyle bildirilir:

"Allah... O'ndan başka İlah yoktur. Diri'dir, Kaim'dir. O'nu uyuklama ve uyku tutmaz. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. İzni olmaksızın O'nun Katında şefaatte bulunacak kimdir? O, önlerin- dekini ve arkaların- dakini bilir. (Onlar ise) Dilediği kadarının dışında, O'nun ilminden hiçbir şeyi kavrayıp-kuşatamazlar. O'nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp- kuşatmıştır. Onların korunması O'na güç gelmez. O, pek Yüce'dir, pek Büyük'tür." (Bakara Suresi, 255)

Beyindeki Elektrik Akımı ve Titreşim Formları
Sinir hücrelerinde yer alan sinapslar aracılığı ile beynimize ulaşan bilgiler, elektrik akımı veya titreşim formlarıyla tanınırlar. 10-15 saniye kadar süren impulslardan ulaşabilenler beyin hücrelerini tetikler, eklenebileceği bağlantıyı araştırıp bağlantı kurar. Bilgiler beyinde yapbozun parçaları gibi şifrelenirler. Yeni bilgi beyinde bağlantı yapabileceği ilgili bilgiyi arar. Eğer ulaşan bilgi daha önceden yer etmiş bilgilerle bir çağrışıma giremiyor ya da bir merak uyandırmıyorsa yararsız bilgi adıyla etiketlenip dışarı atılır. Örneğin hiç bilmediğiniz bir dilden sözcükler veya karışık rakamlar çok kısa sürede unutulurlar.
Alıntı(www.bilgilerdunyasi.net)

POZİTİF DÜŞÜNCE

John Ruskin, ünlü bir İngiliz sanat eleştirmenidir.
Bir gün, Ruskin'in zengin bir arkadaşıyla akşam yemeği randevusu vardır.
Arkadaşı suratı asık bir şekilde gelir.
Anlaşıldığına göre, yemeğe gelirken arkadaşının göğüs cebindeki dolmakalem kırılmış ve kısa bir süre önce hediye olarak aldığı değerli bir mendilin üzerine çıkmayan Hint mürekkebi leke yapmıştı.
Arkadaşı mendili çıkarıp Ruskin'e gösterir.
Kumaşın ortasında çok belirgin siyah yuvarlak bir leke vardır.
Adam o kadar üzülmüştür ki, yemeğine çok az dokunabilir ve eve aceleyle dönerken, mendili masanın üstünde unutur.
Ruskin, çıkarken mendili yanına alır.
Birkaç hafta sonra zengin arkadaşının evine bir paket teslim edilir.
Açtığında, kendisini çok şaşırtan ve sevindiren bir şekilde mürekkep lekeli mendilin harika bir sanat eserine döndüğünü görür.
Ruskin, biraz Hint mürekkebi almış ve yuvarlak lekeyi merkez noktası olarak kullanıp, bütün mendili kaplayan nefis bir desen çizmişti.
İnsanlar eğer pozitif düşünürlerse ve yaratıcı davranırlarsa, olumsuzlukları başarıya dönüştürebilirler.
Ruskin, arkadaşının küçük üzüntü duvarına bir kapı açarak mutluluğunu sağlamıştı.
Hem özverili davranışı ile yaşamlarını zenginleştirmiş, hem de arkadaşının sevgisini kazanmıştı.